1Tel: 0 (232) 375 44 42 - 0 (506) 027 89 50 

Bize "Erzene Mahallesi 114 Sokak 6/A Bornova - İzmir" adresinden ulaşarak misafirimiz olabilirsiniz.

ÇALIŞMA SAATLERİMİZ

Ptesi - Ctesi : 10:00 - 20:00
Pazar: 10.00 - 19.00
Ücretsiz sanat danışmanlığı hizmetimiz için lütfen randevu alınız.

PAROLANIZI MI UNUTTUNUZ?

*

Sırala: Yön::
  • Erken yaşta müzik eğimi neden önemlidir?

    Erken yaşta müzik eğimi neden önemlidir?

    Doğadaki tüm güzelliklerin davetine açık olan çocukların, kişiliklerinin şekillenmeye başladığı yıllarda tanışacakları farklı sanat etkinliklerinden olumlu olarak etkilendikleri açıktır. Tüm bu sanat dalları arasında hiç kuşkusuz, müziğin ayrıcalıklı bir yeri vadır. Çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimleri için eğitimciler, erken yaşta edinilen olumlu müzikal deneyimlerin önemini vurgulamaktadırlar.

    Çocuğun müzikle kurduğu ilişki, anne karnında başlayan doğal bir ilişkidir. Anne kalbinin ritmik atışlarını dokuz ay boyunca dinleyen bebek, özellikle duyularının geliştiği son dönemlerinde, annesinin sesinin farklı tonlarına, bunların anlamlarına karşı duygusal bir bağ geliştirir. Müziği duyabilir, annesinin mırıldandığı melodileri tanıyabilir. Gebeliğin son dönemlerinde annesinin söylediği sakin melodileri, doğumundan sonra da tanıdığı ve bunları duyunca sakinleştiği kanıtlanmıştır.

    Dünyadaki her kültürün, kendine özgü ninnileri vardır. Ninni, anne ile bebek arasında kurulu, müzikal bir duygusal bağdır. Aynı ölçüde işlevseldir de; annenin, çocuğuna, ortamın uyumak için güvenli olduğunu belirtmesinin bir yoludur. Erken dönemlerde, bebek - anne - baba arasında kurulacak müzik bağı, ileride yaşayacakları duygusal ilişkileri sağlamlaştıracaktır.

    Bebeklikten çıkan çocuk, kendini sağlıklı bir yetişkin yapacak aktivitelerle tanışırken, müziğe özel bir önem verir. Çevresiyle olan ilişkilerine ve oyunlarına müziği severek ekler. Dış dünya ile ilişkilerinde müzik, onun için faydalı bir iletişim kaynağı haline gelmektedir.

    Ülkemizde daima ihmal edilen sistemli ve kapsamlı müzik eğitimi, doğru şekillerde çocuklarımıza sunulamadığı için, fiziksel ve ruhsal gelişimlerinde önemli bir destekten yoksun kalınmaktadır. Burada, fen bilimleri ve yabancı dil gibi derslerin çok önemli olduğunu bilen ve sanat aktivitelerinin çocuğu “derslerinden alıkoyacağını” düşünen anne-babaların da, bilgi eksikliğinden kaynaklanan hataları vardır. Müzik eğitiminin, uzun dönemde akademik başarı içerisindeki şaşırtıcı önemiyle ilgili birkaç araştırmaya yer verelim:

    1. Rauscher, Shaw, Levine, Wright, Dennis ve Newcomb, 1996 yılında üç-dört yaşlarındaki yetmiş sekiz çocuğu incelediler ve onları dört gruba ayırdılar. Otuz dördü özel piyano dersi, yirmisi özel bilgisayar dersi, geri kalan yirmi dördünden onu özel şarkı dersi alırken, on dördüne de hiç ders verilmedi. Deney altı ay sürdü. Çocukların yaşlarına uygun dört standart test, deneyin başında ve sonunda çocuklara uygulandı. Testlerde, piyano dersi alan çocukların, mantıksal hafızalarının ve algılama yeteneklerinin ciddi şekilde geliştiği görüldü. 

    2. On yedi farklı ülkede, on dört yaş grubunda, fen bilimleri okuyan öğrenciler arasında yapılan araştırmada, ilk üç ülke sıralaması, Macaristan, Hollanda ve Japonya olarak çıkmıştır. İlginç olan, bu üç ülkenin de, eğitim programlarına, ana okulundan üniversiteye kadar düzenli müzik eğitimi koymuş olmalarıdır. Özellikle Macaristan, çok değerli eğitimci / besteci Zoltan Kodaly’ın çizdiği yöntemle hazırlanmış bir eğitim programını, 1960’lardan itibaren uygulamaktadır. Günümüzde Macaristan’da, ilkokul üçüncü sınıfa gelmiş öğrenciler içinde, solfej yapamayan ya da bir şarkıyı doğru olarak söyleyemeyen öğrenci yok gibidir. Macar öğrencilerinin, matematik ve diğer bilimlerdeki başarıları göz kamaştırıcıdır. Sıralamada ikinci olan Hollanda, düzenli müzik eğitim programına 1968’de başlamış, Japonya da, bu iki ülkenin deneyimlerini özümseyerek kendi müzik eğitim sistemini oluşturmuştur.

    3. Benzer bir başka araştırma, yüksek teknoloji şirketlerinin merkezi durumunda olan Amerikan Silikon Vadisi’nin (Silicon Valley), teknik tasarımcıları ve mühendisleri arasında yapılmıştır ve bunlar içinde, önde gelen yöneticilerin tamamına yakınının müzikle doğrudan ilgilenen amatör müzisyenler olduğu saptanmıştır. 

    4. Amerika Birleşik Devletleri’nde, en yüksek akademik başarıya sahip okulların, günlük aktivitelerinin %20 – 30’unu sanat aktivitelerine ayırıyor olmaları dikkate değerdir ki bunların içinde müziğin önemli bir yeri vardır. 1984 yılında tüm akademik göstergeleri başarısız olan St. Augustine Bronx İlkokulu, uyguladığı yoğun müzik eğitimi programının ardından, günümüzde başarı oranını %90’lara çıkartmıştır. (GÜLTEK, Buğra, Müzik, Yetenek ve Çocuk, Çoluk Çocuk Dergisi, Şubat 2002 Sayı 11; DICKINSON, Dee, New Horizons of Learning, www.menc.org, 2006) 

    Örnekler arttırılabilir. Son dönemlerde birçok özel okulun müzik aktivitelerine daha fazla önem vermesi, iş başvurularında, başvuranın sanatsal etkinliklerinin de sorgulanması, İngiliz Kraliyet Müzik Akademisi sınavları gibi uluslararası sınavların yaygınlaşarak, buradan alınan derecelerin iş ya da akademik kariyer başvurularında kullanılması, müziğin, akademik başarıyla doğrudan ilgisinin anlaşılmasının bir sonucudur. Ne yazık ki, ülkemizin genel eğitim programları içinde bu çok önemli bilişsel-ruhsal-bedensel-akademik destek, hak ettiği yeri alamamaktadır.

  • Piyanom Yok, Ne Yapmalıyım?

    Piyanom Yok, Ne Yapmalıyım?

    Birçok anne-baba, çok haklı olarak, çocuğunun bu işte gerçekten istekli olup olmadığını görmeden, piyano almak gibi zorlayıcı bir yatırıma girmek istememektedirler. Bu durumda, bir kursa yazılmak ya da öğretmenin evine derse gitmek seçeneklerine sahipsiniz. Bununla beraber, bu işe giriyorsanız ve çocuğunuz buna ilgi gösteriyorsa, en kısa sürede bir piyano edinmek zorunda kalacaksınız. Kursların, öğrenci çekmek amacıyla aksini iddia etmelerine itibar etmeyin; evdeki düzenli piyano çalışmaları olmazsa, piyanoda başarı da gelmez. Ancak, kurs, kendi piyanolarını öğrencilerine çalışmak için açabiliyorsa ve siz de neredeyse her gün çocuğunuzu götürebiliyorsanız, bu, hem kursun iyi niyetini gösterir, hem de uzunca bir süre sizi piyano almaktan uzak tutabilir. Ancak bu sistemin iyi işleyebilmesi her zaman çok da mümkün olamıyor.

    Bu konuda bir başka seçenek, piyano kiralamaktır ancak bu, ülkemizde çok yaygın ve düzgün işleyebilen bir sistem değildir. Pek çok batı ülkesinde, gerek özel firmalar gerek de vakıflar aracılığıyla bu hizmet verilmektedir.

  • Ülkemizde ve Dünyada Önemli Flüt Virtüözleri

    Ülkemizde ve Dünyada Önemli Flüt Virtüözleri

    En önemli Türk flüt virtüözü “Sihirli Flüt” lakaplı Şefika Kutluer’dir. 1961 yılında Ankara’da doğan Kutluer, Ankara Devlet Konservatuarı’ndan 3 sınıf atlayarak 1979 yılında mezun olduktan sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda çalışmaya başlamıştır. Yüksek lisansını ise İtalyan hükümetinin davetlisi olarak gittiği Roma’da Santa Cecilia Akademisi’nde tamamlamıştır. 

    Dünya çapındaki en önemli flüt virtüözlerinden biri ise Sir James Galway’dir. “Altın Flütlü Adam” olarak da bilinen Kuzey İrlandalı James Galway, Royal College of Music’de John Francis’in öğrencisi olduktan sonra, Guildhall School of Music’de Geoffrey Gilbert’ten eğitim almıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra 15 sene orkestra yöneticiliği yapmıştır. Sir James Galway halen London Mozart Players’ta “Baş Ziyaretçi Orkestra Şefi”dir.

  • Piyano Derslerini Nereden, Kimden, Nasıl Almalı?

    Piyano Derslerini Nereden, Kimden, Nasıl Almalı?

    Başarılı bir piyano eğitimi için çok fazla değişkenin bir arada, doğru şekilde bulunması gerekir ve bunları sağlamanın kolay bir yolu yoktur. Piyano, içerdiği tüm teknik ve müzikal zorluklara bir bütündür; bireyin yapabileceği en karmaşık aktivitelerden birisidir ancak sunduğu armağanlar da o ölçüde değerlidir.
    Öncelikle, kendiniz ya da çocuğunuz için bu eğitime başlamayı düşünüyorsanız, şu noktaları aklınızda tutunuz:

    • Çocuğunuz okul öncesi dönemdeyse, müzik eğitimine başlaması çok doğru bir karardır. Ancak, çalgı eğitimine ya da diğer çocuklarla katılabileceği bir temel müzik eğitimi aktivitesine karar vermekte zorlanıyorsanız, seçenekleri iyice gözden geçirin:

    1. Çocuğunuzu en iyi siz tanırsınız. Yaşına göre motor becerilerini, bilişsel gelişimini en iyi siz gözlemlersiniz. Onun yaşına uygun bir çalgı eğitimi verebilecek doğru bir öğretmen bulma şansınız varsa, bunu onunla konuşun, çocuğunuzla tanışmasını sağlayın ve izlenimlerinizi dikkatlice tartın. Çok rahat değilseniz, piyanoda diretmek yerine, genel müzik aktiviteleri sizin için daha uygun olabilir. Burada temel eğitim alan çocuk, ilkokula başlamasıyla birlikte piyanoya geçebilir ve bu bir sorun oluşturmaz. Ancak çocuğunuz sizce bu eğitime uygunsa ve öğretmeniyle de pozitif bir ilişki içine girebiliyorsa, denemenizde hiçbir sakınca yoktur.

    2. Eğitimin ilk dönemleri, öğretmeniyle kuracağı ilişki açısından çok önemlidir. Çocuğunuzu iyi gözleyin, ona doğrudan sorular sorabileceğiniz gibi, duygularını ve davranışlarını gözleyerek de bu işten ne kadar hoşlandığını ölçebilirsiniz. Öğretmeniyle daima ilişki içinde olun, çocuğunuzun önünde olmamak kaydıyla, her türlü soruyu sormaktan çekinmeyin. Kullanılan eğitim materyalini inceleyin, ancak eğer güveneceğiniz bir öğretmen bulduğunuzdan eminseniz, onu da çok bunaltmayın. Çocuğunuz gibi onun da zamana ve anlayışa gereksinimi vardır.

    • Dersleri hangi ortamda almak istiyorsunuz? Bu kararı verecek kişi, belli ölçülerde, sizsiniz. Eğer çocuğunuz, kurumsal olarak bu eğitimi veren bir okula başlamayacaksa, alacağı eğitimin biçimini belirlemek size düşecektir. Elinizde olan seçenekler, onu bir kursa yazdırmak, kendi evinizde özel ders aldırmak ya da öğretmenin evine götürmek olabilir. Tüm bu seçeneklerle ilgili olarak aşağıdaki noktalara göz atalım:

    1. Eğer çocuğunuzu kursa yazdıracaksanız, kurstaki öğretmen ve yöneticilerin kariyerini araştırın. Piyano dersinin genel karakteri, birebir işlenmesinde yatar.Ancak grup dersini seçecekseniz, sadece, çok mantıklı bir sisteme oturtulmuş ve sizi gerçekten ikna edebilen grup eğitimlerine sıcak bakın,. Piyano öğrenebilmek için bir öğrencinin, yıllarca, güvendiği öğretmeniyle detaylı çalışmalar yapması gerektiğini unutmayın. Bu eğitimin kolay ve mucizevi yöntemi yoktur, sadece zor ve gerçek yoldan giderek başarıya ulaşabilirsiniz.
    Kursun sahip olduğu fiziksel altyapı da önemlidir. Piyano odalarının tasarımı, ses geçirip geçirmedikleri, piyanoların fiziksel durumları, bu eğitimde gereksinim duyulabilecek diğer destekleyici unsurların hazırlanmış olması, size fikir verecektir.
    Kurs, fazladan ücret talep etmeden, öğrencilerin toplu olarak katılabilecekleri solfej, armoni, müzik tarihi vb. gibi dersler sunuyorsa, bunu çok önemseyin. Kapalı odalarda gerçekleşen piyano dersi, bazen, sadece bu çalgıya odaklı mekanik becerilerin gelişimine dönüşmekte ve iyi müzisyenliğin diğer unsurları gözden kaçabilmektedir; yani, bir anlamda müzikal bir “dengesiz beslenme” söz konusudur. Bir kursun sunduğu bu aktiviteler, konuya ciddi eğildiklerini de gösterebilir. Ayrıca bu aktivitelerde öğrenciler, diğer müzik öğrencileriyle tanışıp sosyal yönlerini geliştirebilirler.
    Kursların önemli bir dezavantajı, burada çalışan öğretmenlerin sıklıkla değişmesidir. Ülkemizde piyano eğitimcisi yetiştirmek tam olarak kurumsallaşamamıştır. Batı konservatuvarlarında on yıllar önce açılan çalgı pedagojisi bölümleri, konservatuvar mezunlarından istekli olanları sertifikalı çalgı eğitimcisi yaparak onları bu konuda tam donanımlı hale getirirken, ülkemizde bu hep gözardı edilmiştir. Dolayısıyla, çalgı dersi vermek, diğer müzik uğraşlarının yanında, geçici bir süre için para kazanma yolu olarak görülebilmekte ve daha iyi bir alternatif ortaya çıktığında bırakılabilmektedir. Kurs ya da öğretmen için çok da önemli görülmeyen bu olay, öğrenci için ciddi bir travma nedeni olabilir; yeni öğretmenine alışamayabilir, sadece bu yüzden çalgıdan soğuyabilir. Kurs seçerken, buna ne kadar dikkat edildiğini sorgulayın. Doğal olarak, insani nedenlerden dolayı öğretmen bir şekilde dersi bırakmak zorunda kalabilir, ancak bunun sürekli tekrarlanabilme riskini araştırın.

    2. Özel ders aldırmak istiyorsanız, bunu, genellikle, yakınlarınızın referanslarına dayanarak yaparsınız ki şüphesiz bu çok önemlidir. Yakın dostunuzun çocuğunun, aynı piyano öğretmeniyle çok uzun zamandır düzenli olarak çalıştığını, mutlu olduğunu ve gözle görülür bir ilerleme sağladığını görüyorsanız, bu alternatifi ciddi olarak düşünebilirsiniz.
    Hiç tanımadığınız bir öğretmenle başlamak istiyorsanız, önce yüz yüze bir görüşme ayarlayın. Kariyerini ve tecrübesini sorgulayın. Soru sormaktan çekinmeyin. Eğer dersi bir öğrenciden aldırmak istiyorsanız, ki bu yüksek lisans ya da doktora öğrencisi gibi kariyerinde ilerlemiş bir kişi olabilir, bu eğitimi bitince planladıklarını sorgulayın. Sizin şehrinizde sadece sekiz ay daha geçirip Viyana’dan aldığı bursu takip edecek bir piyano doktora öğrencisi, çok başarılı olsa da, size uygun bir öğretmen olmayabilir. Bu eğitimin çok uzun sürebileceğini unutmayın.
    Her müzik öğretmeni, belli ölçülerde temel piyano eğitimi almışsa da, bunun onu çok iyi bir piyano öğretmeni yapamayacağını göz önünde bulundurun. Çalgısında yetkin ve bilgili olduğundan emin olun. Aynı şekilde, her konservatuvar mezununun da, her ne kadar çalgısını çok yetkin olarak icra edebiliyorsa da, ideal bir eğitimci olamaması olasılığını gözardı etmeyin ve bunu sorgulamaktan çekinmeyin. Size lazım olan, müzikte teknik ve sanatsal yeterliğin yanı sıra, eğitimci olarak da başarılı olabilecek kimselerdir.

    Suzuki’ye göre, iyi bir çalgı eğitimcisi, şu niteliklere sahip olmalıdır:
    Yaratıcılık
    Sabır
    Sürekli cesaret verme
    İlgi
    Psikolojik kavrayış
    Teknik ve müziksel uzmanlık
    İyi materyal kullanımı
    Metodoloji

    Tüm bu özellikleri sorgulamak sizin en doğal hakkınızdır.

  • Flüt Çalan Kişinin Sahip Olması Gereken Nitelikler

    Flüt Çalan Kişinin Sahip Olması Gereken Nitelikler

    Flüt, çello gibi fiziksel nitelik arayan bir çalgı değildir fakat iyi bir flüt virtüözü olabilmek için aşağıdaki özelliklere sahip olmak gerekmektedir. 

    Dudakların çok ince veya kalın olmaması,

    Üst ve alt dudağın birbirine simetrik olması,

    Dişlerin çok geride veya ileride olmaması,

    Parmakların özürsüz ve tam olması,

    Solunum yoluyla ilgili bir hastalığın olmaması.

  • Kimler Piyano Dersi Alabilir?

    Kimler Piyano Dersi Alabilir?

    Günümüz pedagoglarının çoğu, kişilerin sahip oldukları farklı genetik özelliklerin kendilerine müzik yapma konusunda bazı ayrıcalıklar sağladığı görüşünü kabul etmekle birlikte, yeteneğin doğuştan geldiğine ve müzik eğitimi için olmazsa olmaz bir koşul olduğuna inanmamaktadırlar. Her çocuğun, doğru yaşta, doğru yöntemlerle müzik eğitimi alabileceğine (ve alması gerektiğine) inanan eğitim anlayışlarından birisi olan Japon Şiniçi Suzuki’nin yaygın “Suzuki Metodu”nda, örneğin, çok dikkate değer bir “Yetenek Yasası”na yer verilmektedir. Bu yasaya göre, doğru ve erken yaşta, doğru çevresel ortamla ve doğru müzikal yöntemlerle her çocuk müzikle eğitilebilir. Aile ve toplum, bu gelişmenin şartlarını hazırlarsa, her çocuk, anadilini öğrendiği gibi, müziği de öğrenebilir. Buradaki dayanak, dil eğitimi ile müzik eğitimi arasındaki benzerliklerdir ve her ikisini de almaya açık genç beyin, benzer bir öğrenme sürecinin ardından ikisinde de başarılı olabilir. (Burada, müzik eğitimi alan her çocuğun, profesyonel bir müzisyen olabileceğini iddia etmiyoruz. Bir konser piyanisti olmak, her yönde çok farklı özellikler ve yıllar süren çok ağır ve özverili bir eğitim gerektirmektedir ki bunu çok az kişinin başarabileceği ortadadır. Söz konusu olan, her çocuğun, kendi kapasitesi dahilinde müzikle iç içe olabilmesidir). Suzuki, zihinsel olarak geri kalmış çocukların bile, kendi anadillerini oldukça yetkin biçimde kullanabildiğini örnek olarak vermektedir. Yukarıda değindiğimiz ve Macaristan’da yaratılan müzik mucizesinin mimarı olan Zoltan Kodaly’ın da benzer görüşleri vardır. Örneğin:

    “Müziksiz tam kişi yoktur. Bir kişi, on beş yaşına kadar konu hakkında düşünmezse bile, iyi bir mühendis, kimyacı vb. olabilir. Ama, eğer, kulağı altı yaşından (hatta daha önceden) düzenli olarak eğitilmezse, müzik anlayışına sahip olamaz. İlkokullardaki müzik öğretimi konusu, müziğin kendisinden çok daha fazla şeyle ilintilidir. Müzik dinleyicisi yetiştirmek, bir toplum yetiştirmektir.”

    Müzikle erken yaşta, doğru yöntemlerle başlamanın önemini kavradıktan sonra, “kimler piyano dersi alabilir?” sorusunun yanıtına odaklanalım:

    1. Her birey, her yaşta piyano dersi alabilir. Ancak, dört yaşında, doğru eğitimle bu işe başlayan ve yıllarca düzenli çalışabilecek olan bir çocukla, kırk dört yaşında bu işe başlayan bir kimseden beklentiler farklı olacaktır. Ancak, müziği ve piyanoyu hayata bir artı olarak almak, ortak noktalarıdır ve herşeyin çok maddesel ve acımasız olduğu dünyamızda, bu da az bir kazanç değildir.

    2. Piyanoya başlamak için ideal yaş, 4-6 olarak kabul edilmektedir ancak bu küçük yaş, özel pedagojik yöntemler ve anlayışlar gerektirmektedir. Bu yaş çocuğu, pek çok avantaja sahip olmakla beraber, kendi farklı dünyasında yaşamakta ve öğretmenin, kullandığı yöntemlerle “o dünyaya girmesine” gereksinim duymaktadır. Onu oradan alıp, daha sonra, okul çağında karşılaşacağı ve biz yetişkinlerin çok sevdiği “sorumluluklar” dünyasına çıkarttığınızda, sonuç başarısızlık ve hatta “soğuma” olabilir ki bu da istenmeyen bir şeydir. Klasik piyano eğitim yöntemleri, bu yaş grubunda çocuğa soğuk, itici ve sıkıcı gelebilir. Öncelikli amaç müziği sevdirmek olduğu için, bu dönemde ona, yaşına uygun pedagojik yöntemle yaklaşabilecek eğitimcilere ulaşılamıyorsa (ki ülkemizde sayıları azdır), zorlayıcı bir çalgı eğitimi yerine, diğer çocuklarla birlikte alabileceği temel müzik eğitimi aktivitelerine katılması daha doğru olacaktır. Bu şekilde müzikle tanışan ve temel yetileri kazanan çocuklar içinden, öğretmeninin gözetiminde piyanoya uygun olduğu düşünülenler, çalgıya herhangi bir travma yaşamadan geçirilebilirler. Hepimizin çevresinde, piyanoya küçük yaşta başlamış ve bundan nefret ederek bırakmış kimseler vardır ki bu, olabilecek en kötü sonuçtur. Bu eğitimin her aşaması, bu sonuçtan uzak durmaya yönelik olmalıdır. Unutmayalım, çocuk, müzik aktivitesine açıktır; onu bundan nefret ettiren etmenler, genelde, ondan değil, onun çevresinde şekillenen başarısız müzik eğitimi ortamından kaynaklanmaktadır.

    3. 4-6 yaş ideal olmasına rağmen, yaşı daha büyük olan çocuğunuz da piyanoya başlamak için geç kalmış sayılmaz. Geç yaşta başlayıp, büyük özverilerle ilerleyerek profesyonel piyanist olmuş kişiler, dünyada da, ülkemizde de vardır. Ancak, çalgıya başlama yaşı geç de olsa, gerek Suzuki gerek de Kodaly’ın felsefelerinden örnekleyerek, temel müzik eğitimini mümkün olan en erken dönemde başlatmak önemlidir. Çocuğun yaşadığı ortam, anne karnından itibaren müzikle doldurulabilir, yeni doğan, başucunda sakin bir Mozart ile uyuyabilir, büyüdükçe müzik aktiviteleri için hazırlanabilir. Anne-babanın ya da büyük kardeşin keyifle yaptığı müzik aktivitesi, onu daima özendirecektir. Benzer düşüncelerle, çocuğunuzu, anne karnından itibaren, ileride yaşayacağı piyano tecrübesine hazırlamanız olasıdır.

    Son söz, mümkün olduğunca erken temel müzik eğitimini almaya başlamak ve müzikle dolu bir yaşantı sağlamak, imkan varsa 4-6 yaş arasında, doğru eğitmen, doğru yöntemler ve materyalle çalgıya başlamaktır. Ancak, çocuğunuz ya da siz bunu kaçırdıysanız da, daha fazla özveriyle daima piyano eğitiminden alacağınız pozitif şeyler olduğunu hatırlayın ve korkmadan bu isteğinizi yerine getirmeye çalışın.

  • Flüt Çalmayı Nasıl Öğrenebilirsiniz?

    Flüt Çalmayı Nasıl Öğrenebilirsiniz?

    Flüt, pek çok teknik ve üfleme stilleriyle çalındığı için yoğun bir emek ve mesai isteyen bir çalgıdır. Eğer bir eğitmen yardımı olmadan kendi başınıza öğrenmeye çalışıyorsanız başlangıçta zorluk yaşayabilirsiniz. Fakat pratik yaparak ve egzersizleri ihmal etmeyerek çalışırsanız zamanla tekniğiniz ilerler ve iyi ton yakalamaya başlarsınız. Flüt öğrenmek için ilk olarak kendinize en uygun bulduğunuz başlangıç flütüne sahip olmalısınız. Bir eğitmenin yardımı olmadan öğrenmek istiyorsanız da ilk başta çeşitli yan flüt eserleri dinleyerek doğru tonların nasıl olduğuna dair kulak aşinalığı yakalamalısınız. 

    Eğer doğru tonun nasıl olduğunu biliyorsanız, kendiniz flütle çıkardığınız tonun da doğruluğunu anlayabilirsiniz. Üfleme tekniğinizi geliştirmek için de ilk başta tek bir notayı uzun uzun üflemelisiniz. Flütünüzden çıkan sesin doğruluğundan ve temizliğinden eminseniz bir adım daha ilerlemiş olacaksınız. 

    Doğru üfleme ve tonlama egzersizlerinin yanı sıra parçaları çalabilmek için nota bilgisine de ihtiyacınız olacaktır. Bunun içinde çeşitli metot kitaplarından veya internetteki sitelerden faydalanabilirsiniz. 

    Yan flüt öğrenebilmek için bir diğer pratik bilgi ise kesinlikle çalmaya büyük parçalardan başlamamanız. Basit ve temel parçaları tekrar ederek çalarsanız tekniğiniz ilerler ve kulak aşinalığınız artar. 

    Flütünüzle çaldığınız parçaların daha temiz bir sesle duyulmasını istiyorsanız sık sık nefes ve diyafram egzersizi yapmalısınız. Flüte üflerken aldığınız nefesin diyaframdan geldiğine emin olmalısınız. 

    Uzun notalarda ve durakları uzun olan parçalarda nefesinizi daha kuvvetli üflemek zorunda olduğunuz için baş dönmesi yaşayabilirsiniz. Bu sebeple flüt çalmaya başlamadan önce nefes egzersizini ihmal etmemeniz gerekmektedir. Ayrıca flütünüzü çalarken dik pozisyonda tutmaya da özen göstermelisiniz.

    Yeni başlayan kişiler günde en az bir saatini flüte ayırmalı ve ciddi bir çalışma yapmalıdır. Eğer amacınız profesyonel olmaksa günde 3–4 saat çalışmak daha iyi bir sonuç almanıza yardımcı olur.

  • Piyanonun Müzik Eğitimindeki Yeri

    Piyanonun Müzik Eğitimindeki Yeri

    Tüm sanatsal aktivitelerin çocuklar üzerindeki olumlu etkilerini kabul etmekle birlikte, piyanonun sahip olduğu özel yeri vurgulamakta yarar vardır. Bazı araştırmalarda, piyano klavyesinin yapısının, insan bilincinin işleyiş tarzına uygun olduğu ve tüm diğer müzik aktivitelerinin getireceği fiziksel – duygusal yararları sağladığı gibi, beynin mantıksal işleyiş kapasitesini de arttırdığı iddia edilmektedir. Piyano öğrenen çocuk, gözleriyle, iki farklı sıralanışta yazılmış (genellikle bu böyledir – iki farklı dizek üstüne yazılan ve farklı referanslara göre (sol ve fa anahtarları) sıralanan) notaları okur. İlerlemiş bir öğrenci, bu iki sıranın dışında, araya yazılan nota partilerini de görüp çalmak zorundadır.

    Bazen, iki elin sınırları zorlanarak, dört hatta beş ayrı ezgi partisini, sadece iki elle çalmak zorunda kalabilir. Tüm bedenini, ama özellikle omuzdan itibaren üst kolunu, ön kolunu, bileklerini ve parmaklarını koordine eder, ayrıca iki ayağıyla da pedalları kullanır. Bu, beynin koordine ettiği oldukça karmaşık bir aktivitedir ki piyanonun getirdiği tüm duygusal ve estetik kazanımlar bir yana, başlı başına çok önemli bir noktadır ve hiç de kolay değildir; yıllar süren ve adım adım ilerlenen bir süreç gerektirir.

    Kısaca, piyano eğitimini doğru zamanda, doğru kişilerden, doğru yöntem ve materyalle almaya başlayan istekli bir öğrencinin, kişisel gelişimine önemli bir katkı sağlandığı açıktır.

  • Orkestra İçinde Yan Flütün Yeri

    Orkestra İçinde Yan Flütün Yeri

    Çoğunlukla Batı müziğinde rastladığımız yan flüt, klasik eserlerde daha çok kullanılmaktadır. Orkestrada ise solo olarak veya koro şeklinde uyarlanan notalarla çalınabilir. Duygusal, doğayı yansıtan ezgiler, kuş cıvıltılar, çocuksu pasajlar yaratmak için yan flüt kullanılır. Diğer tahta nefesli çalgılar ile büyük bir uyum oluşturur. Ana melodinin keman veya piyano olduğu eserlerde de müthiş bir müzik şöleni yaratır.

  • Erken Yaşta Piyano Neden Önemlidir?

    Erken Yaşta Piyano Neden Önemlidir?

    Doğadaki tüm güzelliklerin davetine açık olan çocukların, kişiliklerinin şekillenmeye başladığı yıllarda tanışacakları farklı sanat etkinliklerinden olumlu olarak etkilendikleri açıktır. Tüm bu sanat dalları arasında hiç kuşkusuz, müziğin ayrıcalıklı bir yeri vadır. Çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimleri için eğitimciler, erken yaşta edinilen olumlu müzikal deneyimlerin önemini vurgulamaktadırlar.

    Çocuğun müzikle kurduğu ilişki, anne karnında başlayan doğal bir ilişkidir. Anne kalbinin ritmik atışlarını dokuz ay boyunca dinleyen bebek, özellikle duyularının geliştiği son dönemlerinde, annesinin sesinin farklı tonlarına, bunların anlamlarına karşı duygusal bir bağ geliştirir. Müziği duyabilir, annesinin mırıldandığı melodileri tanıyabilir. Gebeliğin son dönemlerinde annesinin söylediği sakin melodileri, doğumundan sonra da tanıdığı ve bunları duyunca sakinleştiği kanıtlanmıştır.
    Dünyadaki her kültürün, kendine özgü ninnileri vardır. Ninni, anne ile bebek arasında kurulu, müzikal bir duygusal bağdır. Aynı ölçüde işlevseldir de; annenin, çocuğuna, ortamın uyumak için güvenli olduğunu belirtmesinin bir yoludur. Erken dönemlerde, bebek - anne - baba arasında kurulacak müzik bağı, ileride yaşayacakları duygusal ilişkileri sağlamlaştıracaktır.

    Bebeklikten çıkan çocuk, kendini sağlıklı bir yetişkin yapacak aktivitelerle tanışırken, müziğe özel bir önem verir. Çevresiyle olan ilişkilerine ve oyunlarına müziği severek ekler. Dış dünya ile ilişkilerinde müzik, onun için faydalı bir iletişim kaynağı haline gelmektedir.
    Ülkemizde daima ihmal edilen sistemli ve kapsamlı müzik eğitimi, doğru şekillerde çocuklarımıza sunulamadığı için, fiziksel ve ruhsal gelişimlerinde önemli bir destekten yoksun kalınmaktadır. Burada, fen bilimleri ve yabancı dil gibi derslerin çok önemli olduğunu bilen ve sanat aktivitelerinin çocuğu “derslerinden alıkoyacağını” düşünen anne-babaların da, bilgi eksikliğinden kaynaklanan hataları vardır. Müzik eğitiminin, uzun dönemde akademik başarı içerisindeki şaşırtıcı önemiyle ilgili birkaç araştırmaya yer verelim:

    1. Rauscher, Shaw, Levine, Wright, Dennis ve Newcomb, 1996 yılında üç-dört yaşlarındaki yetmiş sekiz çocuğu incelediler ve onları dört gruba ayırdılar. Otuz dördü özel piyano dersi, yirmisi özel bilgisayar dersi, geri kalan yirmi dördünden onu özel şarkı dersi alırken, on dördüne de hiç ders verilmedi. Deney altı ay sürdü. Çocukların yaşlarına uygun dört standart test, deneyin başında ve sonunda çocuklara uygulandı. Testlerde, piyano dersi alan çocukların, mantıksal hafızalarının ve algılama yeteneklerinin ciddi şekilde geliştiği görüldü.

    2. On yedi farklı ülkede, on dört yaş grubunda, fen bilimleri okuyan öğrenciler arasında yapılan araştırmada, ilk üç ülke sıralaması, Macaristan, Hollanda ve

    Japonya olarak çıkmıştır. İlginç olan, bu üç ülkenin de, eğitim programlarına, ana okulundan üniversiteye kadar düzenli müzik eğitimi koymuş olmalarıdır. Özellikle Macaristan, çok değerli eğitimci / besteci Zoltan Kodaly’ın çizdiği yöntemle hazırlanmış bir eğitim programını, 1960’lardan itibaren uygulamaktadır. Günümüzde Macaristan’da, ilkokul üçüncü sınıfa gelmiş öğrenciler içinde, solfej yapamayan ya da bir şarkıyı doğru olarak söyleyemeyen öğrenci yok gibidir. Macar öğrencilerinin, matematik ve diğer bilimlerdeki başarıları göz kamaştırıcıdır. Sıralamada ikinci olan Hollanda, düzenli müzik eğitim programına 1968’de başlamış, Japonya da, bu iki ülkenin deneyimlerini özümseyerek kendi müzik eğitim sistemini oluşturmuştur.

    3. Benzer bir başka araştırma, yüksek teknoloji şirketlerinin merkezi durumunda olan Amerikan Silikon Vadisi’nin (Silicon Valley), teknik tasarımcıları ve mühendisleri arasında yapılmıştır ve bunlar içinde, önde gelen yöneticilerin tamamına yakınının müzikle doğrudan ilgilenen amatör müzisyenler olduğu saptanmıştır.

    4. Amerika Birleşik Devletleri’nde, en yüksek akademik başarıya sahip okulların, günlük aktivitelerinin %20 – 30’unu sanat aktivitelerine ayırıyor olmaları dikkate değerdir ki bunların içinde müziğin önemli bir yeri vardır. 1984 yılında tüm akademik göstergeleri başarısız olan St. Augustine Bronx İlkokulu, uyguladığı yoğun müzik eğitimi programının ardından, günümüzde başarı oranını %90’lara çıkartmıştır. (GÜLTEK, Buğra, Müzik, Yetenek ve Çocuk, Çoluk Çocuk Dergisi, Şubat 2002 Sayı 11; DICKINSON, Dee, New Horizons of Learning, www.menc.org, 2006)

    Örnekler arttırılabilir. Son dönemlerde birçok özel okulun müzik aktivitelerine daha fazla önem vermesi, iş başvurularında, başvuranın sanatsal etkinliklerinin de sorgulanması, İngiliz Kraliyet Müzik Akademisi sınavları gibi uluslararası sınavların yaygınlaşarak, buradan alınan derecelerin iş ya da akademik kariyer başvurularında kullanılması, müziğin, akademik başarıyla doğrudan ilgisinin anlaşılmasının bir sonucudur. Ne yazık ki, ülkemizin genel eğitim programları içinde bu çok önemli bilişsel-ruhsal-bedensel-akademik destek, hak ettiği yeri alamamaktadır.

  • Flüt Eğitimi Alacak Öğrencide Bulunması Gereken Özellikler Nasıl Olmalıdır?

    Flüt Eğitimi Alacak Öğrencide Bulunması Gereken Özellikler Nasıl Olmalıdır?

    Flüt çalacak bireyde birtakım fiziksel ve müziksel özelliklerin bulunması gerekmektedir. Bireyde ses bozukluğu, kekemelik, işitme kaybı gibi kusurların bulunmaması, parmakların yumuşak, hafif ve normal, parmak uçlarının duyarlı ve hassas olması gerekir. Dudakların ince veya normal, diş yapısının düzgün olması ve ayakta durmayı engelleyici bir sakatlığın bulunmaması önemli özellikler arasındadır. Bireyin ezgi-ritim duygusu, nota okuyabilme gibi müzikal özelliklerini geliştirip iyi bir seviyeye getirmesi çalgı eğitiminde büyük önem taşımaktadır.

  • Baterime Nasıl Bakmalıyım?

    Baterime Nasıl Bakmalıyım?

    Eğer akustik bateri sahibiyseniz sizin için büyük parçalar çok önemli. Ahşap davullarda ortam ısısı çok önemlidir. Sürekli ani ısı değişimleri ahşabı çatlatabilir ve bu durumda ahşabı çatlayan parça kullanılmaz olacaktır. Aynı şekilde metal davullarda ise parçaları düşürmemek, derisinden başka bir yerine vurmamak gerekir. Metalin eğrilmesi önemli ses bozulmalarına neden olacaktır.

    Aynı zamanda ısı değişimi baterinin akordunu da her zaman etkiler. Deri sıcakta gevşer ve ses kalınlaşır. Bu durumda tekrar akort etmek gerekir. Aksamlarda yükseklik ve açı ayarlamaya yardımcı olan kulakçıklar hiçbir zaman çok sert sıkılmamalıdır. Bu aksamın ömrünü kısaltır.

    Ancak elektronik bateri sahibiyseniz dikkat etmeniz gereken hususlar daha farklı. Öncelikle baterinizin tozunu sürekli silmeniz gerekir. Toz bütün elektronik aletlerin düşmanıdır. Bununla beraber dokunduğunuz her şey elektronik olduğundan bağlantı kablolarına basmamanız ve çok fazla bükmemeniz gerekir. Unutmayın ki bateri de olsa o bir enstrümandır ve yeni aldığınız bir telefon ya da televizyonla aynı özeni hak eder.

  • Flütün Tarihçesi nasıldır?

    Flütün Tarihçesi nasıldır?

    Flütler tüm müzik aletleri içerisinde en eski ve geniş alana yayılabilmiş çalgılar arasındadır. Günümüzden yirmi bin yıl önce insanlar içi boş kemiklere, boynuzlara ve bambu kamışlarına üfleyerek ses elde etmişler ve bu çalgılarda birçok değişiklik yapmışlardır. Böylece çalgının gelişiminde büyük yol kat edilmiş ve bugünkü seviyesine ulaşılmıştır.

    Tarih öncesi dönemlerde kemik, boynuz, fildişi, maden ve abanoz ağaçlarından yararlanarak insanların ses ürettikleri ilkel flütlere rastlanmaktadır. Japon, Çin, Hint, Mısır ve Eski Yunan’a kadar uzanan bu çalgı değişik büyüklüklerde yatay ve dikey olarak yapılmıştır.

    İlk insanlar içi boş kemiklere, hayvan boynuzlarına, ağaç parçalarına ve bambu kamışlarına üfleyerek bu çalgının ilk örneklerini ortaya çıkarmışlardır. Farklı parçaları toplayıp birleştirerek, farklı sesler elde etmek için delikler açıp, bunların sesleri nasıl değiştirdiğini bulmuşlar ve günümüz flütünün ilk temellerini atmışlardır. Ağaç üflemeli çalgılar insanlık tarihiyle aynı paralelde binlerce yılı geride bırakarak, teknik gelişimini sağlamış günümüzde müzik eğitiminde ve müzik sanatında gerçek yerini almıştır. Bugün dünyanın her yerinde toplumların duygu, düşünce ve heyecanlarının ifade araçlarından en önde gelenleridir. 1800’lü yılların flüt çalgısı açısından önemi çok büyüktür. Çalgının delik sayısı bu dönemde sekize çıkarılmıştır. Alman flüt virtüözü ve çalgı yapımcısı olan Teobald Boehm (1794-1881) flüte bugünkü mekanizmasını kazandırmış ve çalgının daha yüksek bir tona sahip olmasını sağlamış ayrıca çalıcının daha kolay ve hızlı çalabilme ihtiyacını karşılamıştır. Alman flütçü Boehm çalgıyı daha kolay çalınabilir hale getirip flüt tonunu yükselterek ses kalitesini arttırmayı hedeflemiş, 1846-1847 yılları arasında yeni bir mekanizma ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma sonucunda başlık, gövde ve kuyruk olmak üzere üç bölümden oluşan çalgının yeni halinde ağızlığı kalkık olan başlık kısmı, ana perdelerin bulunduğu orta kısım ve sağ elin küçük parmağı için perdelerin bulunduğu kuyruk kısmı bulunmaktadır. Boehm’in kendi adıyla da anılan bugünkü modern mekanizma ile ses kalitesi artmış, kromatik notaların çalınışı daha kolay hale gelmiş ve tüm sesler aynı düzeyde tutularak güzel bir ton ortaya çıkmıştır. Flüt ülkemize ilk kez 1826 yılında Nizam-ı Cedit Bando Takımıyla girmiştir. 1831 yılında kurulan Müzika-i Hümayun’un başına getirilen İtalyan flütçü Guseppe Donizetti ve flütçü Ahmet Necip Paşa değerli öğrenciler yetiştirerek ülkemizde bu çalgının gelişimi için ilk temelleri atmışlardır. 1908’de Meşrutiyetin ilanıyla, mi bemol flüt, fifre, re bemol flüt, piccolo gibi flüt çeşitleri bando ve orkestrada kullanılmaya başlanmıştır. Musiki Muallim Mektebi 1929 yılında altı yıllık eğitim ile flüt bölümünden Neşet Bey’i, 1932’de Hasan Torganlı’yı ve 1936’da Basri Himmetzede’yi mezun etmiştir. 1936 yılında kurulan Ankara Devlet Konservatuarı’nı bitiren flütçüler ise yurt içinde ve dışında yayılarak ülkemiz adına birçok hizmet vermişlerdir.

  • Günde Ne Kadar Bateri Çalışmalıyım?

    Günde Ne Kadar Bateri Çalışmalıyım?

    Çalışmanın sınırı yoktur. Ancak her çalışma verimli olduğunda anlam ifade eder. Bateri beyni çok meşgul eden bir enstrümandır ve kişi artık kendine yeni bir şey katamayacağını anladığı an çalışmaya mola vermelidir. Aynı zamanda yeni başlayan öğrenciler henüz uzun saatler çalışabilecek bilek kuvvetine sahip olmadığından çalışırken bileklerinde ağrıdan daha çok acı hissettiklerinde aynı şekilde mola vermelidirler. Aksi taktirde bilek incinmeleri yaşanabilir.Verilen molaların zamanları bateri eğitimi için çok önemlidir. Erken mola verilirse de konsantre olunan şey henüz refleks haline gelmeden tekrar unutulabilir.

  • Flütte Başarıyı Etkileyen Diğer Faktörler Nelerdir?

    Flütte Başarıyı Etkileyen Diğer Faktörler Nelerdir?

    Başarıyı etkileyen en önemli faktör disiplinidir. Bunun yanı sıra sabır, özveri ve istikrar büyük önem taşır. Flüt kulaklıkla çalışılabilecek bir çalgı olmadığından ve sesi yüksek olduğundan dolayı çalışılacak ortamı elde etmek de önemli bir faktördür. Son olarak eğitmenin verdiği ödevler dışında sürekli araştırma yapmak ve müzik dinlemek de hem icracılık hem de müzikal bilgi ve birikim için önemlidir.

  • Bateri Ders Saatleri

    Bateri Ders Saatleri

    Eğer bir kursa gitmeye karar verdiyseniz, büyük olasılıkla standart ders saatlerine uymak zorunda kalacaksınız. Bu, okuldaki ders saatlerine benzeyebilir ve 50 dakika olabilir. Standart ders saatinde yanlış birşey yoktur ancak bu çocuğunuza ya da size çok uzun ya da çok kısa geliyorsa, öğretmeninize bunu danışabilirsiniz.

    Özel derslerde durum daha esnektir.

    4-6 yaş grubu, daha kısa ancak daha sık ders yapabilir, yani 40 dakika ve haftada iki ya da üç ders gibi. Piyanodaki düzeyiniz ilerlemişse, konsantrasyon sorununuz yoksa, öğretmeninizle birkaç saati bulan çalışmalar da yapabilirsiniz. Bu konuda esnek olun ve öğretmeninizin yönlendirmelerine güvenin. Öğretmeniniz kendi programı dolayısıyla standart ders saatleri uygulamak zorundaysa da, bunun yanlış birşey olduğunu düşünmeyin. Pek çok öğretmen daha programlı olabilmek için bunu yapar. Eğer size yeterli gelmiyorsa, ek ders isteyebilir ya da kendi çalışmalarınızı daha uzun tutabilirsiniz.

    Günümüzde çocuklar çok yoğun olduklarından ve gerek kendi tercihleriyle gerek de anne-baba zorlamasıyla bir çok aktiviteyi bir arada götürdüklerinden dolayı, onların zamanlarını doğru biçimde programlamalarına yardımcı olmalısınız. Eğilimlerinin şekillenmeye başladığı dönemlerde birkaç aktiviteyi denemeleri doğru olabilir ancak bunlar hakkında yeterli fikre sahip olduğunda, bu aktivitelerin sayısını azaltın ve eğer olasıysa, birbirlerine yakın ve destekleyici aktiviteler seçin. Çocuklar zaten okul, sınav gibi pek çok stres kaynağına sahiplerken, geri kalan zamanlarında onlara yarar sağlayacak ve psikolojik destek olabilecek aktivitelerin, başlı başına birer sorun kaynağı haline gelmesine izin vermeyin.

  • Flüt Çalışması İçin Ne Kadar Zaman Gerekir?

    Flüt Çalışması İçin Ne Kadar Zaman Gerekir?

    Bu konu yaş, yetenek ve kondisyon faktörlerine dayalı olarak farklılık göstermektedir. Fakat sağlıklı şekilde bir ilerleme kaydetmek isteyen bir öğrenci istisnasız her gün en az yarım saat ile bir saat arasında çalışma yapmalıdır.

  • Elektronik Bateriler

    Elektronik Bateriler

    Çoğu elektronik bateri seti bünyesinde metronom ve çoklu bateri sesi barındırarak çalanlara farklı ses ve stilde deneme yapma olanağı verir. Bu özellik çok eğlenceli olabildiği gibi öğrenme açısından da yararlıdır. Genellikle orta sınıf bir elektronik bateri çoğu orta sınıf akustik bateriden ucuzdur. Akustik bateride ziller ve sehpaların da ayrı olarak satıldığını düşünürseniz ortaya önemli bir fiyat farkı çıkar. Küçük bir artı olarak bagetler elektronik bateride daha uzun ömürlüdür çünkü akustik baterideki gibi gerçek davul kenarlarına ve zillerin keskin kenarlarına vurmamış olursunuz. Elektronik bateride bagetin sekmesi daha fazladır çünkü plastik pedler hiçbir zaman gerginliğini kaybetmez. Bu da çalmayı biraz kolaylaştırır.

    Elektronik bateriyi hiçbir zaman akort etme gibi bir derdiniz olmaz. Elektronik bateriler pratik ya da kayıt amacıyla direkt olarak kayıt ekipmanı ya da bilgisayara bağlanabilir. Bu şekilde neredeyse stüdyo kalitesinde kayıtlar alabilirsiniz. Bazı üst modeller kendi bünyesinde kayıt imkanı da barındırır. Elektronik bateriler genellikle akustik baterilere göre daha az yer kaplar. Bu sayede küçük odalara ve sahnelere sığabilir.Ancak her ne kadar son yıllarda teknoloji devrimi olsa da elektronik baterinin akustik davul hissiyatını veremeyeceği aşikardır ve bu göz önünde bulundurarak hareket edilmelidir. Çünkü ne olursa olsun elde ettiğiniz ses elektronik ve sentetik bir sestir.

  • Ders Saatleri Nasıl Ayarlanmalı?

    Ders Saatleri Nasıl Ayarlanmalı?

    Eğer bir kursa gitmeye karar verdiyseniz, büyük olasılıkla standart ders saatlerine uymak zorunda kalacaksınız. Bu, okuldaki ders saatlerine benzeyebilir ve 50 dakika olabilir. Standart ders saatinde yanlış birşey yoktur ancak bu çocuğunuza ya da size çok uzun ya da çok kısa geliyorsa, öğretmeninize bunu danışabilirsiniz. 

    Özel derslerde durum daha esnektir. 8-10 yaş grubu, daha kısa ancak daha sık ders yapabilir, yani 40 dakika ve haftada iki ya da üç ders gibi. Flütteki düzeyiniz ilerlemişse, konsantrasyon sorununuz yoksa, öğretmeninizle birkaç saati bulan çalışmalar da yapabilirsiniz. Bu konuda esnek olun ve öğretmeninizin yönlendirmelerine güvenin. Öğretmeniniz kendi programı dolayısıyla standart ders saatleri uygulamak zorundaysa da, bunun yanlış birşey olduğunu düşünmeyin. Pek çok öğretmen daha programlı olabilmek için bunu yapar. Eğer size yeterli gelmiyorsa, ek ders isteyebilir ya da kendi çalışmalarınızı daha uzun tutabilirsiniz.

    Günümüzde çocuklar çok yoğun olduklarından ve gerek kendi tercihleriyle gerek de anne-baba zorlamasıyla bir çok aktiviteyi bir arada götürdüklerinden dolayı, onların zamanlarını doğru biçimde programlamalarına yardımcı olmalısınız. Eğilimlerinin şekillenmeye başladığı dönemlerde birkaç aktiviteyi denemeleri doğru olabilir ancak bunlar hakkında yeterli fikre sahip olduğunda, bu aktivitelerin sayısını azaltın ve eğer olasıysa, birbirlerine yakın ve destekleyici aktiviteler seçin. Çocuklar zaten okul, sınav gibi pek çok stres kaynağına sahiplerken, geri kalan zamanlarında onlara yarar sağlayacak ve psikolojik destek olabilecek aktivitelerin, başlı başına birer sorun kaynağı haline gelmesine izin vermeyin.

  • Ziller

    Ziller

    Ziller temel olarak hi-hat, ride, crash ve efektler (Splash, china, bell vs…) olarak dört ana başlıkta toplanabilir. Hi-Hat aynı büyüklükte iki zilden oluşur ve bir hi-hat sehpasında ayak ile kontrol edilir ve hem baget ile hem de ayak ile çalınabilir. Diğerleri ise bir zil sehpası üzerine monte edilir ve baget ile çalınırlar.

  • Ne Tip Flüt Almalıyım?

    Ne Tip Flüt Almalıyım?

    Yan flüt esasında seçilmesi hayli sancılı enstrümanlardan birisidir. Zira hem mekanik hem de müzikal özellikleri dikkatle incelenmelidir. Ucuz olup, en azından belli bir kalite seviyesinde olan enstrümanlar olabildiği gibi, bir marka kisvesi altında pazarlanmasına karşın ne yazık ki eğitim süreci için hiç verimli olmayan enstrümanlar da vardır. Tüm bunların dışında ekonomik sınıfın dışında kalan yüksek kaliteli markalar her açıdan güvenilirdir.

    Başlangıç düzeyinde optimum fiyatta maksimum kaliteye sahip enstrüman seçilmelidir. Flüt alınırken de mutlaka bir profesyonele danışılmalıdır.

  • Metal Bateriler

    Metal Bateriler

    Metal günümüze kadar bas davul ve tom gövdesi imalatında ana malzeme veya kaplama olarak kullanılmış olsa da günümüzde en yaygın biçimde trampetlerde kullanılmaktadır. Brass (Pirinç), Steel (Çelik), Bronze (Bronz), Aluminum (Alüminyum), Chrome (Krom) gibi metaller trampetlerde oldukça sık kullanılırlar. Her ne kadar aralarındaki ton farkı ahşaplarda olduğu kadar aşikar olmasa da dikkatli incelendiğinde kendine has özellikleri olduğu görülebilir. Metal bateriler genelde Solid Body olarak imal edilirler. Ama az da olsa iki veya üç kat halinde görülebilir. Chrome over Brass bunların içerisinde en yaygınıdır. Metal davullar ahşaplara göre daha fazla ses çıkarırlar. Ses uzamaları daha fazladır ve tını olarak daha tiz bir karaktere sahiptirler başka deyişle parlaktırlar.

     Bütün bunların yanında Free Floating adı verilen ve metal ve ahşabı bir arada kullanmaya izin veren alternatif bir sistem de bulunmaktadır.

  • Flütüm Yok, Ne Yapmalıyım?

    Flütüm Yok, Ne Yapmalıyım?

    Eğitimi alınacak çalgının düzenli şekilde her gün çalışılması gerektiğini göz önünde bulundurursak flüt sahibi olmadan ilerleme kaydedilemeyeceği ortadadır. Gitar, piyano veya bateri gibi çalgılarda eğitim alınan yerin sağladığı imkanlarla bir süre çalışma sürdürülebilir. Fakat flüt üfleme bir çalgı olduğu için başka bir bireyin çalgısını çalmak pek sağlıklı değildir. Bu yüzden derse başlama aşamasında bir flüt edinilmelidir.

  • Ahşap Bateriler

    Ahşap Bateriler

    Ahşap, bateri yapımında değişik teknikler uygulanarak kullanılabilir. En yaygın yöntem tahta plakaları (kalınlıkları üreticiden üreticiye farklılık gösterebilir) yuvarlayarak ve üst üste yapıştırarak uygulananıdır. Bu yöntemle üretilen baterilere Ply Drums adı verilir.

    Bazı markalar ise tüm gövdeyi bir ağaç parçasından keserek tek parça halinde bateriler üretirler (Solid Body Drums). Bu yöntem diğerlerine göre biraz meşakatli olduğundan bu teknikle üretilen bateriler diğerlerinden biraz daha pahalıdır.

    Bir başka teknik ise dikine ahşap blokları yan yana birleştirerek gövdeyi oluşturmaktır. Bu bateriler ise Block Drums olarak adlandırılır.

    Çoğu ahşap baterinin en dış yüzeyi Finish denilen son kat bir kaplamayla örtüldüğü için uygulanan bütün bu teknikleri ilk bakışta anlamamız pek mümkün değildir. Ancak ağacı bateri derisinin oturduğu kesit kısmından görebilirsek ne şekilde yapıldığını anlayabiliriz.

    Maple (Akçaağaç) bateri yapımında kullanılan en popüler ağaçlardan birisidir. Kuvvetli bas frekansları, dengeli mid-tiz frekansları, sıcak ve yumuşak tınısı ve geniş dinamik hassasiyetiyle bateristler arasında çok yaygındır. Mahogany (Maun) yüksek bas, mid ve tiz frekansları ile Rock kit’lerin vazgeçilmezi denebilir. Birch (Huş Ağacı) ise mikrofonlandığında kolaylıkla işlenebilen bir ses ürettiğinden stüdyo kayıtlarında efsaneleşmiş durumdadır. Rosewood (Gül Ağacı) diğer ağaçlara nazaran oldukça sert yapısıyla kolaylıkla ayırt edilebilen bir sese sahiptir.

    Ahşap baterilerin kalınlıkları da çıkan ses açısından oldukça önemlidir. Kalınlık arttıkça hassasiyet, hacim ve uzaması azalırken volume de aynı oranda artış göstermektedir.

  • Flüt Dersleri Nereden, Kimden ve Nasıl Almalı?

    Flüt Dersleri Nereden, Kimden ve Nasıl Almalı?

    Öğrenci bu konuda ismini kanıtlamış ve başarı elde etmiş kurumlardan, eğitim konusunda tecrübeye sahip, çocuk psikolojisine hakim ve metodlarını belirlemiş bir öğretmenden, kesinlikle birebir ve en az haftada 1 saat ders almalıdır.

  • Nasıl Bir Bateri Almalıyım?

    Nasıl Bir Bateri Almalıyım?

    Akustik bateriler daha çok müstakil ve ses problemi olmayan evlerde tercih edilebildiği gibi elektronik bateriler da eğitim kalitesini düşürmeden apartman daireleri ve sesin kontrol edilmesi gereken evlerde televizyondan daha fazla ses çıkarmayarak çevre ve komşu dostu olabilirler. Eğer bir kurumdan eğitim alıyorsanız , bu kurumun ders saatleri dışında bateri başında egzersiz yapmaya izin verip vermediğini sormak sizin için belirleyici bir etken olabilir. Modern bir akustik bateri seti temel olarak bas davul (kick), trampet (snare), tom tomlar (toms), ziller (cymbals), bazı perküsif enstrumanlar (cowbell, tef, chimes, gong, timbal vb.) ve bu uzuvların monte edildiği ya da çalınmasına yardımcı olan (kick pedalı vb) bazı aksamlardan oluşur. Bateri geçmişinden bugüne süregelen tarihi boyunca ahşap ve metal gibi çeşitli maddelerden imal edilmiştir. Günümüzde ise en yaygın olarak kullanılanlar ağaç ve değişik metallerden yapılanlardır.

  • Kimler Flüt Dersi Alabilir?

    Kimler Flüt Dersi Alabilir?

    Alt yaş sınırı 8 olmakla birlikte her yaşta birey flüt eğitimi alabilir. Flüt eğitimi alacak kişilerde aranan bazı özellikler vardır. Bu özelliklerin başında düzgün bir diş ve dudak yapısı önem taşır. Ama bu özellikler daha çok profesyonel bir icracı olma yolunda ilerleyen bireyler için daha çok dikkate alınır.

  • Baterim Yok, Ne Yapmalıyım?

    Baterim Yok, Ne Yapmalıyım?

    Haklı olarak çocuklardaki değişken fikir ve istekleri göz önünde bulundurduğunuz için eğitimin ilk zamanlarında bateri almak çok sağlıklı bir karar olmayacaktır. Çünkü çocuklar en başta seveceğini düşündüğü bir enstrüman olduğunu düşünse de bu düşüncesi zaman içinde değişebilir. Bu durumda devam etmeye zorlamak belki yapılabilecek en büyük hatadır.

    Ancak çocuğunuzun düşüncesinin belli bir zaman zarfında değişmeyeceğine ve bu konuda daha fazla ilerlemesi gerektiğine kanaat getirirseniz bir bateriye sahip olunması gerekir.

  • Flütün Müzik Eğitimindeki Yeri Nedir?

    Flütün Müzik Eğitimindeki Yeri Nedir?

    Müzik eğitimi,bireye kendi yaşantısı yoluyla ,amaçlı olarak belirli müziksel davranışlar kazandırma ,bireyin müziksel davranışını kendi yaşantısı yoluyla amaçlı olarak değiştirme ya da bireyin müziksel davranışında kendi yaşantısı yoluyla amaçlı olarak geliştirme sürecidir. 

    Flüt eğitimi alan bireyin becerisi, bilgisi ve tekniği istenilen düzeye getirilerek müziği dinleme, anlama yorumlama gibi müzikal davranışları ve müziğe karşı duyarlılığının gelişim göstermesi sağlanacaktır. Flüt eğitiminde, edinilmiş yanlış bir tekniğin alışkanlığa dönüşmesiyle ortaya çıkan problemin düzeltilmesi o tekniğin ilk kez kazandırılması aşamasından çok daha güç olacaktır. Bu problem, hem öğrenci hem de öğretmen için sıkıntı verici bir durum ortaya çıkaracaktır. Bu nedenle bireysel çalgı eğitimi branşlarından birisi olan flüt eğitiminde temel beceri ve tekniklerin bireye kazandırılması amaçlanmaktadır. Flütten doğru ve temiz ses çıkarabilme, çalgıya hâkim olma, doğru duruş ve tutuş, el, dudak, nefes ve vücut uyumu, el ve dil koordinasyonu, vibrato, dil teknikleri ve yorumlama gibi temel beceri ve tekniklerin flüt çalacak bireye mutlaka kazandırılması gerekmektedir. Eğitimcilerin, flüt eğitimi alan öğrencilerin flüt tekniğini geliştirmeleri ve teknik problemlerinin önüne geçerek daha sağlıklı bir yol izlemeleri için geçerliliği kanıtlanmış yeni yöntemleri takip etmeleri ve yeniliklere açık olmaları gerekmektedir.

  • Bateri Dersi Nereden ve Nasıl Alınmalı?

    Bateri Dersi Nereden ve Nasıl Alınmalı?

    Bateri yapısı ve ses hacmi gereği toplu yaşamda çalınması ve çalışılması zor bir enstrüman olarak bilinse de günümüzde teknolojinin ilerlemesi ve elektronik baterilerin satışa sunulması ile birlikte bu sorun bir hayli giderilmiştir. Öncelikle çocuğunuz bateri eğitimi almak ‘istiyorsa’ ve siz de onun arkasındaysanız elinizden gelen tüm imkanları ona sunmakla işe başlayabilirsiniz.

    Dersler nereden alınmalı sorusunu birlikte dikkatle inceleyelim;

    Öncelikle elimizde iki tane seçenek var.Özel ders yada müzik eğitimi veren belli kurum ve kuruluşlar.

    Bateri eğitimi veren kurum ve kuruluşların belirli avantaj ve dezavantajları vardır. Sağlanılan alan ve imkan , akustik olarak birebir müzik yapabilmek  , farklı enstrümanlarla birlikte aynı anda çalabilme ve müzik dilinden konuşabileceği sosyal bir ortam kazandırmak , özellikle küçük yaş grubu çocuklar için dikkat dağılması çok karşılaşılan ve normal bir durum olduğundan bateri eğitimini belirli bir çatı ve disiplin altına almak kurum ve kuruluşların avantajlarıdır. Eğitmen değişimi ve özel derse göre daha az saat esnekliğine sahip olması da tölare edilebilir bazı dezavantajlardır. Eğer siz yada çocuğunuz bir kurumdan bateri dersi almak istiyorsa öncelikle kurumda çalışan bateri eğitmeni iyice araştırılmalıdır. Sonuç olarak bir enstrüman eğitimine başlamak vereceğiniz bir emek ve elde edilmesi hiç kolay olmayan maddi yatırımlar bütünlülüğü demektir. Eğitmen aklınızdaki tüm soruları sıkılmadan özenle dinlemeli ve size karşı her zaman net olmalıdır. Müzik eğitiminden elde edilebilecek en büyük kar bilgi paylaşımı ve iyi bir müzisyen yaratmaktır. Bu yüzden net olmak en önemli etkenlerden biridir.

    Özel ders yoluyla bateri eğitimi almak ise diğer bir seçenektir. Bu durumda gerekli bütün imkanları çocuğunuza sizin sağlamanız gerekir.Öyleyse öncelikle güvenebileceğiniz bir eğitmen bulmanız şarttır.Bateri eğitiminin çok çeşidi bulunduğu için (konservatuvar,kişinin kendini geliştirmesi,iyi bilen bir kişinin eğitimi vb.) eğitmen seçerken sadece iyi performans sergilemesine değil aynı zamanda bunu öğretebilme yetisine de sahip olup olmadığı dikkatle gözlenmelidir.Kesinlikle ve kesinlikle iyi bateri çalmak iyi bir eğitim vermek demek değildir.Bu yüzden eğitmen seçiminde bu işin akademik eğitimini almış,bateriyi yada vurmalı çalgıları en temel nota eğitiminden başlayarak öğrenmiş kişiler tercih edilmelidir.

  • Saksofon

    Saksofon

    Saksafon çalmaya başlamak için en uygun saksafon çeşidi alto saksafondur. Saksafon da en önemli şey doğru tonu yakalamaktır (ki bu tüm nefesli enstrümanlar için geçerlidir.) Doğru tonu yakalamak için ilk edinilmesi gereken kabiliyetler ise, diyafram kullanımı, nefes hakimiyeti, doğru ağız pozisyonu (embouchure) disiplinleridir.

     İlk dersler ağızlık ile diyafram-nefes ve doğru ağız pozisyonu üzerine uzun ses etütleridir.Bunları zaman içerisinde saksafonun genelini tanımaya yönelik klavyenin öğrenilmesi ve yeni öğrenilen notaların uzun ses çalışmaları ile pekiştirilmesi takip eder.

    Klavyenin tanınması esnasında ise öğrenmeyi pekiştirici ve heveslendirici minik parmakların, bazı mekanik parmak etütlerinin ilk hallerinin çalımına başlanır.

     Zaman içerisinde, ufak klasik ve pop parçaların çalınmasına, mekanik parmak etütlerinin yeterli seviyelere ulaşmasıyla birlikte, gam egzersizlerine geçilir.

    Dersler esnasında,mekanik etütlerin yoğun ve görece olarak sıkıcı olması sebebiyle, öğrenciye o etütleri kavramasına yarayacak daha eğlenceli parçalar verilir. Parça tercihlerinde belli bir dönem sonrası, öğrencinin müzikal zevklerine ve tercihlerine göre dönemsel yahut stilsel değişiklikler yapılabilir.Saksafon çalmaya başlamak için en uygun saksafon çeşidi alto saksafondur.Saksafonda en önemli şey doğru tonu yakalamaktır. (ki bu tüm nefesli enstrümanlar için geçerlidir). Doğru tonu yakalamak için ilk edinilmesi gereken kabiliyetler ise, diyafram kullanımı, nefes hakimiyeti,doğru ağız pozisyonu ( embouchure ) disiplinleridir. 

    İlk dersler ağızlık ile diyafram-nefes ve doğru ağız pozisyonu üzerine uzun ses etütleridir.Bunları zaman içerisinde saksafonun genelini tanımaya yönelik klavyenin Öğrenilmesi ve yeni öğrenilen notaların uzun ses çalışmaları ile pekiştirilmesi takip eder.Klavyenin tanınması esnasında ise öğrenmeyi pekiştirici ve heveslendirici minik parçaların, bazı mekanik parmak etütlerinin ilk hallerinin çalımına başlanır.

  • Kimler Bateri Dersi Alabilir?

    Kimler Bateri Dersi Alabilir?

    Günümüz pedagoglarının çoğu, kişilerin sahip oldukları farklı genetik özelliklerin kendilerine müzik yapma konusunda bazı ayrıcalıklar sağladığı görüşünü kabul etmekle birlikte, yeteneğin doğuştan geldiğine ve müzik eğitimi için olmazsa olmaz bir koşul olduğuna inanmamaktadırlar. Her çocuğun, doğru yaşta, doğru yöntemlerle müzik eğitimi alabileceğine (ve alması gerektiğine) inanan eğitim anlayışlarından birisi olan Japon Şiniçi Suzuki’nin yaygın “Suzuki Metodu”nda, örneğin, çok dikkate değer bir “Yetenek Yasası”na yer verilmektedir. Bu yasaya göre, doğru ve erken yaşta, doğru çevresel ortamla ve doğru müzikal yöntemlerle her çocuk müzikle eğitilebilir. Aile ve toplum, bu gelişmenin şartlarını hazırlarsa, her çocuk, anadilini öğrendiği gibi, müziği de öğrenebilir. Buradaki dayanak, dil eğitimi ile müzik eğitimi arasındaki benzerliklerdir ve her ikisini de almaya açık genç beyin, benzer bir öğrenme sürecinin ardından ikisinde de başarılı olabilir. (Burada, müzik eğitimi alan her çocuğun, profesyonel bir müzisyen olabileceğini iddia etmiyoruz. Bir konser piyanisti olmak, her yönde çok farklı özellikler ve yıllar süren çok ağır ve özverili bir eğitim gerektirmektedir ki bunu çok az kişinin başarabileceği ortadadır. Söz konusu olan, her çocuğun, kendi kapasitesi dahilinde müzikle iç içe olabilmesidir). Suzuki, zihinsel olarak geri kalmış çocukların bile, kendi anadillerini oldukça yetkin biçimde kullanabildiğini örnek olarak vermektedir. Yukarıda değindiğimiz ve Macaristan’da yaratılan müzik mucizesinin mimarı olan Zoltan Kodaly’ın da benzer görüşleri vardır. Örneğin:

     “Müziksiz tam kişi yoktur. Bir kişi, on beş yaşına kadar konu hakkında düşünmezse bile, iyi bir mühendis, kimyacı vb. olabilir. Ama, eğer, kulağı altı yaşından (hatta daha önceden) düzenli olarak eğitilmezse, müzik anlayışına sahip olamaz. İlkokullardaki müzik öğretimi konusu, müziğin kendisinden çok daha fazla şeyle ilintilidir. Müzik dinleyicisi yetiştirmek, bir toplum yetiştirmektir.”

     Müzikle erken yaşta, doğru yöntemlerle başlamanın önemini kavradıktan sonra, “kimler bateri dersi alabilir?” sorusunun yanıtına odaklanalım:

     1.Bateri çalmanın doğru olarak belirlenmiş kesin bir yaşı yoktur. Bateri çalmak için her enstrüman gibi belirli zihinsel yeterliliğe (konuşma , düşünme azlık yada çokluk muhakemesi vb.) ihtiyaç duyulsa da aynı zamanda diğer enstrümanlara nazaran daha fazla kas gücü gerektirdiği için bu konudaki en doğru kararı eğitmen vermelidir. Aksi taktirde yeteneği olan hatta çok ileri bir müzik zekasına sahip bir çocuk bile henüz yeterli fiziksel donanıma ve kas gücüne sahip olmadığı için kendini yetersiz görüp bateriden yada en kötüsü müzikten soğuyabilir. Çocuklarda bu gelişim yaş açısından çok çeşitlilik gösterdiğinden ve çok değişken olduğundan derslere başlamadan önce mutlaka eğitmen ile görüşülmelidir.

     2.Bu çalgıyı çalmanın her hangi bir üst yaş sınırı yoktur. Tabiî ki her yaş grubundan farklı performanslar beklenmesi gerekir. Ancak gerekli şartları bünyesinde bulunduran her birey bateriyi ‘en azından’ keyif alabileceği bir düzeye kadar öğrenebilir.

  • Gitar Çeşitleri

    Gitar Çeşitleri

    Klasik Gitarlar: Klasik gitar, tüm gitar türlerinin atası olarak tanımlanabilir. Gitarın gövdesinin ortasında ses deliği denilen yuvarlak bir boşluk bulunur. Gitarın telleri titreştiğinde gövdenin içinde bulunan hava titreşir ve tek çıkış noktası olan bu yuvarlak boşluktan dışarı ses olarak geri çıkar. Klasik gitarda; kalın 3 tel, ipek üzerine sarılmış çelik, ince 3 tel ise naylondur. Genellikle parmak ile çalınır. Klasik gitarda sağ elin görevi daha fazladır. Sağ eli kullanarak gitarda çok farklı ritim ve harmonikler oluşturulabilir. Genelde klasik ve flamenko tarzı müziklerde kullanılır Akustik Gitarlar: Görünüş itibariyle klasik gitarı andıran akustik gitarın gövdesi, klasik gitardan biraz daha şişman ve basıktır. Daha dar bir sapa ve çelikten yapılmış tellere sahip olması, akustik gitarın klasik gitarla arasındaki en büyük farktır. Tellerin çelikten olması, akustik gitarın klasik gitardan daha basınçlı gergin bir sapa sahip olmasını ve sesinin klasik gitardan daha sert ve temiz çıkmasını sağlar. Genellikle akustik gitarların en kalın 4 teli sarımlı çelik, diğer 2 teli ise sarımsız çeliktir. Akustik gitarlar genellikle penayla çalınır Rock,Blues ve Caz müzik türlerinde çok kullanılan bir gitar türüdür. Elektro Gitarlar: Elektro gitar çok basit bir tanımla tellerin titreşimini gövdesinde bulunan manyetikler sayesinde elektrik akımına çeviren ve bir amfi yardımıyla akımı yüksek seviyede sese dönüştürebilen gitar türüdür. Diğer gitarlarla elektro gitarların kısımları aynıdır. Ek olarak elektro gitar için birkaç bölüm daha eklenebilir. Bunlar: Tremolo kolu, manyetikler, ses ve ton ayarı, switch’tir. Bas Gitarlar : Çalışma prensibi elektro gitara benzer. Fakat sesi normal gitarlardan 1 oktav kalındır. Portede bas gitar için Fa anahtarı kullanılır. Değişik çeşitlerde bas gitarlarda bulunmaktadır: genelde 4 telli, 12 telli, 6 telli, 7 telli, 5 telli, perdesiz, kafasız.

  • Baterinin Müzik Eğitimindeki Yeri

    Baterinin Müzik Eğitimindeki Yeri

    Bateri her yaştan insanın belirli seviyede var olan ritim kulağı ve algısıyla birlikte yeterli çalışma ve egzersiz ile çalabileceği ritmik bir çalgıdır. Bütün müzik aletlerini çalmanın insan vücuduna belli faydaları olduğu gibi baterinin de sağladığı spesifik yararlar bulunmaktadır. Örneğin nöroloji hastaları bateri çalarak beyinlerinde çıkan sorunlara karşı daha dirençli hale gelirler. Barry Bitman’ın tezine göre ise bateri çalmak vücuttaki kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleyerek kansere ve diğer hastalıklara karşı vücudun daha dirençli olmasını sağlamaktadır. 

    Bilindiği gibi insan beyni iki kısımdan oluşmaktadır. Bateri çalmak beynin her iki kısmını da harekete geçirdiği için insanın bilincini ve daha yaratıcı düşünmesini artırıcı yönde etki yaptığı gözlenmiştir. Bunun yanında beyinde ortaya çıkan alpha dalgaları adı verilen oluşumlar beynin dinlenmesini ve meditasyon haline geçmesine etki etmektedir. Aynı zaman da bateri sosyalleşme ve yoğun stres yaşantısından kaçmak için en ideal çalgılardan biridir. Çünkü bateri çalan insanlar aynı anda notayı takip etmek , el ve ayak uyumuna dikkat etmek , müzikteki tempoyu sabit tutmak ve aynı zamanda eğer bir grupta çalıyorsa şefi yada diğer enstrüman arkadaşlarını dinlemek zorundadırlar. Bu kadar şeyi aynı anda düşünürken günlük hayattaki problemleri akla getirmek bir hayli zor olacaktır.

    Kısaca, bateri eğitimini doğru zamanda, doğru kişilerden, doğru yöntem ve materyalle almaya başlayan istekli bir öğrencinin, kişisel gelişimine önemli bir katkı sağlandığı açıktır.

  • Gitarıma Nasıl Bakmalıyım?

    Gitarıma Nasıl Bakmalıyım?

    Ne tür bir gitara sahip olursanız olun, mutlaka gitarınızı ev içerisinde kılıfı(kutusu) dışında tutmalısınız. Kılıf içerisinde nemden yada ısıdan oluşabilecek çatlamaları ya da akort kaymalarını en aza indirmek ancak bu sayede çözüme ulaşır.

    Klasik ve Akustik Gitarlar:

    • Kimyasal açıdan zengin hiç bir temizlik maddesiyle temizlemeyiniz. Gitar vücuda yakın tutularak çalınan bir enstruman olduğu için bu temizlik çalıcıya da deri hastalıkları açısından sorun yaratabilir. En basit temizleme yöntemi ıslaklığı iyice giderilmiş nemli bir bez yardımı ile silinip normal bir kuru bez ile neminin alınması en ideal temizliktir.
    • Kesinlike ısı yayan cisimlere yakın olmamalıdır.

    Elektro ve Bas Gitarlar: • Üzerlerinde bulunan eletronik aksamlar dışında kalan yerelerin aynı klasik gitarlarda olduğu gibi nemli bez ve ardından kuru bezle yardımıyla temiz tutulması yeterlidir.
    • Oluşabilecek sorunların mutlaka bilgili kişiler tarafında yapılması ve amfiye bağlı olduğu zamanda hiç bir şekilde kapalı devreler açılmamalıdır.
    • Kabloların ayak altında pek bulunmadıklarına ve bükülmediklerine emin oldunluğunda çalınmaya başlaması, çalıcıyı oluşabilecek her türlü olumsuz durumdan korumak için yeterlidir.

  • Çello Ders Saatleri Nasıl Ayarlanmalı?

    Çello Ders Saatleri Nasıl Ayarlanmalı?

    Eğer bir kursa gitmeye karar verdiyseniz, öğrencinin uygun gün ve saati ile kurstaki standart saatler göz önünde bulundurularak bir program oluşturulur. Bu, okuldaki ders saatlerine benzeyebilir ve 50 dakika olabilir. Standart ders saatlerinde yanlış bir şey yoktur ancak bu öğrenciye çok kısa geliyorsa, eğitmenlere danışarak ekstra ders talep edilebilir. Böyle bir durumda programınız buna göre oluşturulacaktır.

  • Günde Ne Kadar Gitar Çalışmalıyım?

    Günde Ne Kadar Gitar Çalışmalıyım?

    Notaya ya da akorlara bağlı profesyonel bir çalışmaya yapıyorsanız, gün içerisinde minimum 30 dklık periyotlar halinde en az 2kere, toplam da 1 saat çalışılması gerekmektedir. Okul ve ya çalışma hayatı saatlerinize 1 saat uymuyorsa gün içerisinde ayrılabilen sürenin sabit olmasına ve sizi tatmin edecek, ilerlemenize yardımcı olacak sürenin planlanmasına dersi almaya başlar başlamaz kesinleştirmeniz gerekmektedir.

    Eğer hobi amaçlı bir gitar öğrencisiyseniz hafta içerisinde mutlaka boş zamanlarınızda hem mental yorgunluğunuzu atmak hemde size biraz daha ileriye götürmesini amaçlayarak en azından derste öğrenilen eserin bir kez tekrar edilmesine özen göstermelisiniz.

  • Kimler Çello Dersi Alabilir?

    Kimler Çello Dersi Alabilir?

    Erken yaşta çalgı eğitimine başlamak önemli bir avantaj olsa da, ‘belirli bir yaştan sonra herhangi bir enstrüman çalınamaz’ anlayışı da yanlıştır. Bireyin bu çalgıyı öğrenme isteğinde olması ve ilgisini yitirmemesi öncelik kabul edilmelidir. Bununla beraber, çello için ideal olan (en küçük) başlama yaşı 8-9’dur. Çellonun boyut olarak farklı tür ve standartları vardır ve öğrencinin fiziksel yapısına göre doğru çalgı seçimi yapılmalıdır.

    Çello, perdesiz bir yaylı çalgıdır. Bu sebeple, çalgının formuna bağlı olarak bireyin fiziksel yapısı dışında, kısmen yeterli/iyi bir kulağa sahip olması da bu süreçte önemlidir diyebiliriz. Bu husus göz önüne alındığında, dersler, bireyin ya da ailenin isteğine bağlı olarak solfej dersleriyle de desteklenebilir. Hangi enstrümanı çalıyor olursak olalım, bu derslerin çalgı eğitimine katkısı büyük olacaktır.

  • Gitar Ders Saatleri Nasıl Ayarlanmalı?

    Gitar Ders Saatleri Nasıl Ayarlanmalı?

    Eğer bir kursa gitmeye karar verdiyseniz, büyük olasılıkla standart ders saatlerine uymak zorunda kalacaksınız. Bu, okuldaki ders saatlerine benzeyebilir ve 50 dakika olabilir. Standart ders saatinde yanlış birşey yoktur ancak bu çocuğunuza ya da size çok uzun ya da çok kısa geliyorsa, öğretmeninize bunu danışabilirsiniz.

    Özel derslerde durum daha esnektir. 4-6 yaş grubu, daha kısa ancak daha sık ders yapabilir, yani 40 dakika ve haftada iki ya da üç ders gibi. Piyanodaki düzeyiniz ilerlemişse, konsantrasyon sorununuz yoksa, öğretmeninizle birkaç saati bulan çalışmalar da yapabilirsiniz. Bu konuda esnek olun ve öğretmeninizin yönlendirmelerine güvenin. Öğretmeniniz kendi programı dolayısıyla standart ders saatleri uygulamak zorundaysa da, bunun yanlış birşey olduğunu düşünmeyin. Pek çok öğretmen daha programlı olabilmek için bunu yapar. Eğer size yeterli gelmiyorsa, ek ders isteyebilir ya da kendi çalışmalarınızı daha uzun tutabilirsiniz.

    Günümüzde çocuklar çok yoğun olduklarından ve gerek kendi tercihleriyle gerek de anne-baba zorlamasıyla bir çok aktiviteyi bir arada götürdüklerinden dolayı, onların zamanlarını doğru biçimde programlamalarına yardımcı olmalısınız. Eğilimlerinin şekillenmeye başladığı dönemlerde birkaç aktiviteyi denemeleri doğru olabilir ancak bunlar hakkında yeterli fikre sahip olduğunda, bu aktivitelerin sayısını azaltın ve eğer olasıysa, birbirlerine yakın ve destekleyici aktiviteler seçin. Çocuklar zaten okul, sınav gibi pek çok stres kaynağına sahiplerken, geri kalan zamanlarında onlara yarar sağlayacak ve psikolojik destek olabilecek aktivitelerin, başlı başına birer sorun kaynağı haline gelmesine izin vermeyin.

  • Çellonun müzik eğitimindeki yeri nedir?

    Çellonun müzik eğitimindeki yeri nedir?

    Çello, keman ailesi üyesi olup, yay tekniği bakımından keman ve viyolaya göre farklılıklar gösterir. Bir elimiz yayın tel üzerindeki sürtünme hareketini gerçekleştirirken (bu hareket, doğru bir teknikle ses üretiminin ilk basamağını oluşturur), diğer elimizin görevi ise tuşe üzerindeki tellere basmak olacaktır. Farklı işlevlere sahip iki el için de ayrı ayrı olmak üzere, doğru bir yöntemle, doğru davranışlar kazandırılmaya çalışılır. Bütünlük sürecinin ilk aşamasına gelindiğinde, artık iki eli rahatça koordine edebilmemiz gerekir, aynı zamanda notayı tanıma ve takip edebilme süreci başlamıştır. Nota öğrenimi, tüm entrümanlarda olduğu gibi, çello eğitiminde de, düzenli pratiklerle gerçekleştirilebilen bir öğrenme sürecidir. Başlangıç aşamasında, dizeğin 4. çizgisinde yer alan nota ve ilgili sese adını veren fa anahtarı kullanılır. Sürecin devamında, pozisyon değişiklikleri içinde daha tiz sesler üretilmeye başlandığında, do ve sol anahtarları da kullanılacak ve ilgili notalar öğretilecektir.

    Nota öğrenimi için düzenli pratikler yapılırken (yazılı, görsel ya da çalgıya göre kodlayarak), oturuş, duruş, hemen akabinde ön kol/arka kol görev ve işlevlerinin kazandırılması, bilek hâkimiyeti ve doğru yay basıncının sağlanması gibi temel kazanımları gerçekleştirirken, her iki elimizi de kullanmaya başladığımızda, günlük hayatta kullanmadığımız küçük kas gruplarını da harekete geçirmiş oluyoruz.

  • Nasıl Bir Elektro/Bas Gitar Almalıyım?

    Nasıl Bir Elektro/Bas Gitar Almalıyım?

    Öncelik kişinin böyle bir çalgıyı hobi olarak mı? Yoksa profesyonel olarak mı çalmak istediği baz alınmalıdır. Eğer hobi amaçlı ise kişi tatmin edebilecek ve çoğu tarza uyum gösterebilen bir gitar yardımcı olacaktır. Eğer profesyonel olarak başlanması gerekiyorsa çoğu sazda da olduğu gibi kişinin kendi gösterdiği performansı arttırmak amaçlı olarak başlangıç seviye bir gitar alınmalıdır. Bu sayede her alınacak profesyonellik yolundaki gitar seçimleri daha farklı müzikal tatları almaya yardımcı olacak ve kişinin kendinde duyamadığı ve ya üzerinde durması gereken yerleri tam anlamıyla gösterecek bir harita halini alacaktır. • Tam anlamıyla bir elektro ve bas gitar çalmak için mutlaka bir amfiye sahip olmak gerekmetedir. Telleri metal olduğu için sesi jak yardımıyla amfiye aktarıp ancak o şekilde ses çıkışı sağlanabilir. • Klasik gitar akustik yapısı ve nylon teller sayesinde bir ayaklık yardımıyla rahatlıla çalınabilecektir. Amfiye gerek yoktur.

  • Çello

    Çello

    Keman ailesinin üyelerinden, yaylı çalgı. Çalan kişinin bacakları arasında durur, pik olarak nitelenen metal bir çubukla çalgı dikey bir şekilde yere dayanır ve yayla çalınır. Çello, solo çalgı özelliğinin yanı sıra, oda müziği toplulukları ve orkestranın vazgeçilmez çalgısıdır.

    Bir eserin temasını dile getirmekte hiçbir çalgı insan sesine çello kadar yakın değildir. İçtenlikli anlatımıyla, insan sesinin üç türünü ses alanında toplamıştır. Tenorla gençliği ve aydınlığı, baritonla olgunluğu, basla ciddiyeti ve egemenliği simgeler.

    Yapısı genel olarak kemana benzeyen çellonun dört teli vardır. Teller beşli aralıklarla, do-sol-re-la seslerine akort edilir. Dört telinin her biri, kendine özgü kişilikte ses renkleri üretir: Birinci tel olan la teli, tutkulu ve dokunaklı melodileri dile getirmekte çok başarılıdır. Re teli, daha yumuşak, içe dönük, hatta buruk izlenimi yaratan tınılar üretir. Sol ve do tellerinin ise birbirine yakın olan zengin ve dolgun renkleri vardır.

    Çellonun büyük gövdesinden sıcak ve dolgun tınılar elde edilir. Orkestrada çello grubunun öncelikli işlevi kontrbasla birlikte bas partisini seslendirmektir; ancak çelloyu yalnızca bir bas çalgısı olarak düşünmek olanaksızdır.

  • Gitarım Yok Ne Yapmalıyım?

    Gitarım Yok Ne Yapmalıyım?

    Haklı olarak çocuklardaki değişken fikir ve istekleri göz önünde bulundurduğunuz için eğitimin ilk zamanlarında gitar almak çok sağlıklı bir karar olmayacaktır. Çünkü çocuklar en başta seveceğini düşündüğü bir enstrüman olduğunu düşünse de bu düşüncesi zaman içinde değişebilir. Bu durumda devam etmeye zorlamak belki yapılabilecek en büyük hatadır. Ancak çocuğunuzun düşüncesinin belli bir zaman zarfında değişmeyeceğine ve bu konuda daha fazla ilerlemesi gerektiğine kanaat getirirseniz bir gitar sahip olunması gerekir.

  • Keman Akordu

    Keman Akordu

    Keman akort etmek için öncelikle kemanımızın tellerini numaralandıralım:  Bilindiği gibi keman 4 tellidir ve bu teller yukarıdan aşağı yani pesten tize doğru 1.2.3.4. tel şeklindedir.

    Keman akordu için;

    1. Tel – G (Sol)
    2. Tel – D (Re)
    3. Tel – A (La)
    4. Tel – E (Mi)

    Tuner adıyla da geçen dijital akort aletlerini kullanırken batılı notasyon kullanacağımız için, kemanımızda sol teli çalındığında, cihazın ekranında G ( Sol) notasını görmemiz gerekir.

  • Gitar Dersini Nereden, Kimden, Nasıl Almalı?

    Gitar Dersini Nereden, Kimden, Nasıl Almalı?

      Klasik Gitar ses yüksekliği bakımında toplu yaşamdan çok ayrı bir alanda çalışılması ve ya çalınması gereken bir enstruman değildir. Zaman içerinde değişim göstermiş olan gitar günümüzde farklı tarzdaki müziklere elektro , akustik ve bas gitar formlarında etkin bir biçimde uyum sağlamıştır. Bu değişimin sergilene bilmesi için gerekli olan son zamanların teknolojisi amfilerle beraber saat kaç olursa olsun basit bir kulaklık yardımıyla ses izole edilerek sadece çalıcınnın duyması sağlanabilir. Ve tüm bu bilgilerin öncesinde çocuğunuz gitar eğitimi almak ‘istiyorsa’ ve sizde onun arkasındaysanız elinizden gelen tüm imkanları ona sunmakla işe başlayabilirsiniz. Dersler nereden alınmalı sorusunu birlikte dikkatle inceleyelim;
    Öncelikle elimizde iki tane seçenek var. Özel ders yada müzik eğitimi veren belli kurum ve kuruluşlar.

    Gitar eğitimi veren kurum ve kuruluşların belirli avantaj ve dezavantajları vardır. Sağlanılan alan ve imkan , birebir müzik yapabilmek , farklı enstrümanlarla birlikte aynı anda çalabilme ve müzik dilinden konuşabileceği sosyal bir ortam kazandırmak , özellikle küçük yaş grubu çocuklar için dikkat dağılması çok karşılaşılan ve normal bir durum olduğundan gitar eğitimini belirli bir çatı ve disiplin altına almak kurum ve kuruluşların avantajlarıdır. Eğitmen değişimi ve özel derse göre daha az saat esnekliğine sahip olması da tölare edilebilir bazı dezavantajlardır. Eğer siz yada çocuğunuz bir kurumdan gitar dersi almak istiyorsa öncelikle kurumda çalışan gitar eğitmeni iyice araştırılmalıdır. Sonuç olarak bir enstrüman eğitimine başlamak vereceğiniz bir emek ve elde edilmesi hiç kolay olmayan maddi yatırımlar bütünlülüğü demektir. Eğitmen aklınızdaki tüm soruları sıkılmadan özenle dinlemeli ve size karşı her zaman net olmalıdır. Müzik eğitiminden elde edilebilecek en büyük kar bilgi paylaşımı ve iyi bir müzisyen yaratmaktır. Bu yüzden net olmak en önemli etkenlerden biridir.

    Özel ders yoluyla gitar eğitimi almak ise diğer bir seçenektir. Bu durumda gerekli bütün imkanları çocuğunuza sizin sağlamanız gerekir.Öyleyse öncelikle güvenebileceğiniz bir eğitmen bulmanız şarttır.Gitar eğitiminin çok çeşidi bulunduğu için (konservatuvar,kişinin kendini geliştirmesi,iyi bilen bir kişinin eğitimi vb.) eğitmen seçerken sadece iyi performans sergilemesine değil aynı zamanda bunu öğretebilme yetisine de sahip olup olmadığı dikkatle gözlenmelidir.Kesinlikle ve kesinlikle iyi gitar çalmak iyi bir eğitim vermek demek değildir.Bu yüzden eğitmen seçiminde bu işin akademik eğitimini almış,gitarı en temel nota eğitiminden başlayarak öğrenmiş kişiler tercih edilmelidir.

  • Çocuklara Keman Alırken

    Çocuklara Keman Alırken

    Öncelikle yaşına ve vücud tipine uygun bir keman seçmek en önemlisidir. Keman boyutları yarım, çeyrek ve tamdır. Bunlar çocukların el ayası vücut tipi ve boylarına göre seçilmektedir. Başlangıçta öğrenci kemanıyla başlansada bunlardan iyi olanları seçmek öğrencinin çalmasını kolaylaştıracak ve çaldığından zevk almasını sağlayacaktır. En güzel seçim çocuğunuzla birlikte bir hocanın yardımını alarak olacaktır.

  • Kimler Gitar Dersi Alabilir?

    Kimler Gitar Dersi Alabilir?

    Günümüz pedagoglarının çoğu, kişilerin sahip oldukları farklı genetik özelliklerin kendilerine müzik yapma konusunda bazı ayrıcalıklar sağladığı görüşünü kabul etmekle birlikte, yeteneğin doğuştan geldiğine ve müzik eğitimi için olmazsa olmaz bir koşul olduğuna inanmamaktadırlar. Her çocuğun, doğru yaşta, doğru yöntemlerle müzik eğitimi alabileceğine (ve alması gerektiğine) inanan eğitim anlayışlarından birisi olan Japon Şiniçi Suzuki’nin yaygın “Suzuki Metodu”nda, örneğin, çok dikkate değer bir “Yetenek Yasası”na yer verilmektedir. Bu yasaya göre, doğru ve erken yaşta, doğru çevresel ortamla ve doğru müzikal yöntemlerle her çocuk müzikle eğitilebilir. Aile ve toplum, bu gelişmenin şartlarını hazırlarsa, her çocuk, anadilini öğrendiği gibi, müziği de öğrenebilir. Buradaki dayanak, dil eğitimi ile müzik eğitimi arasındaki benzerliklerdir ve her ikisini de almaya açık genç beyin, benzer bir öğrenme sürecinin ardından ikisinde de başarılı olabilir. (Burada, müzik eğitimi alan her çocuğun, profesyonel bir müzisyen olabileceğini iddia etmiyoruz. Bir konser piyanisti olmak, her yönde çok farklı özellikler ve yıllar süren çok ağır ve özverili bir eğitim gerektirmektedir ki bunu çok az kişinin başarabileceği ortadadır. Söz konusu olan, her çocuğun, kendi kapasitesi dahilinde müzikle iç içe olabilmesidir). Suzuki, zihinsel olarak geri kalmış çocukların bile, kendi anadillerini oldukça yetkin biçimde kullanabildiğini örnek olarak vermektedir. Yukarıda değindiğimiz ve Macaristan’da yaratılan müzik mucizesinin mimarı olan Zoltan Kodaly’ın da benzer görüşleri vardır. Örneğin:

    “Müziksiz tam kişi yoktur. Bir kişi, on beş yaşına kadar konu hakkında düşünmezse bile, iyi bir mühendis, kimyacı vb. olabilir. Ama, eğer, kulağı altı yaşından (hatta daha önceden) düzenli olarak eğitilmezse, müzik anlayışına sahip olamaz. İlkokullardaki müzik öğretimi konusu, müziğin kendisinden çok daha fazla şeyle ilintilidir. Müzik dinleyicisi yetiştirmek, bir toplum yetiştirmektir.”

    Müzikle erken yaşta, doğru yöntemlerle başlamanın önemini kavradıktan sonra, “kimler gitar dersi alabilir?” sorusunun yanıtına odaklanalım:
    1.Gitar çalmanın doğru olarak belirlenmiş kesin bir yaşı yoktur. Gitar çalmak için her enstrüman gibi belirli zihinsel yeterliliğe (konuşma , düşünme azlık yada çokluk muhakemesi vb.) ihtiyaç duyulsa da aynı zamanda diğer enstrümanlara nazaran daha fazla kas gücü gerektirdiği için bu konudaki en doğru kararı eğitmen vermelidir. Aksi taktirde yeteneği olan hatta çok ileri bir müzik zekasına sahip bir çocuk bile henüz yeterli fiziksel donanıma ve kas gücüne sahip olmadığı için kendini yetersiz görüp bateriden yada en kötüsü müzikten soğuyabilir. Çocuklarda bu gelişim yaş açısından çok çeşitlilik gösterdiğinden ve çok değişken olduğundan derslere başlamadan önce mutlaka eğitmen ile görüşülmelidir.

    2. Bu çalgıyı çalmanın her hangi bir üst yaş sınırı yoktur. Tabiî ki her yaş grubundan farklı performanslar beklenmesi gerekir. Ancak gerekli şartları bünyesinde bulunduran her birey bateriyi ‘en azından’ keyif alabileceği bir düzeye kadar öğrenebilir.

    Gitar çalmanın doğru olarak belirlenmiş kesin bir yaşı yoktur. Bateri çalmak için her enstruman gibi belirli zihinsel yeterliliğe ( Konuşma - Düşünce – Azlık ya da Çokluk kavramı vb.) ihtiyaç duyulsa da aynı zamanda digger enstrumanlara nazaran daha fazla kas gücü gerektirdiği için bu konudaki en doğru kararı eğitmen vermelidir. Aksi taktirde yeteneği olan hatta çok ileri bir müzik zekasına sahip bir çocuk bile henüz yeterli fizksel donanıma ve kas gücüne sahip olmadığı için kendini yetersiz group gitardan ya da en kötüsü müzikten soğuyabilir. Çocuklarda bu gelişim yaş açısından çok çeşitlilik gösterdiğinden ve çok değişken olduğundan derslere başlamadan once mutlaka eğitmen ile görüşülmelidir. 3. Bu çalgıyı çalmanın her hangi bir üst yaş sınırı yoktur. Tabii ki her yaş grubundan farklı performanslar beklenmesi gerekir. Ancak gerekli şartlar bünyesinde bulunduran her birey gitarı ‘en azından’ keyif alabileceği bir düzeye kadar öğrenebilir.

  • Kemana Yeni Başlayanlar

    Kemana Yeni Başlayanlar

    Keman eğitimine başlıyan çocuklar önce keman tutuş ve nota sistemini öğrenerek başlamaktadır. Eğer yeterli bir seviyeye geldilerse, keman hakimiyetini sağladıktan sonra önlerine konulan eserleri rahatlıkla çalmaya başlarlar. En azından günde bir saat çalışma periyotları düzenleyip parmak egzersizleri yapmalı ve yay tekniklerini geliştirmelidirler.

  • Gitarın Müzik Eğitimindeki Yeri

    Gitarın Müzik Eğitimindeki Yeri

    Gitar her yaştan insanın belirli seviyede var olan ritim kulağı ve algısıyla birlikte yeterli çalışma ve egzersiz ile çalabileceği ritmik bir çalgıdır. Bütün müzik aletlerini çalmanın insan vücuduna belli faydaları olduğu gibi klasik gitarında sağladığı spesifik yaralar bulunmaktadır. Örneğin nöroloji hastaları gitar çalarak beyinlerinde çıkan sorunlara karşı daha direnç hale gelirler. Bilindiği gibi insan beyni iki kısımdan oluşmaktadır. Gitar çalmak beynin her iki tarafını da harekete geçirdiği için göz ve duyu hassasiyetinin ciddi oranda arttığı gözlenmiştir.

    Aynı zamanda gitar çalmak kişinin stres ve yoğun tempolu yaşantısından kaçmak ve bir süreliğine ara vermek için ideal bir enstrumanlardandır. Akor ve nota takibi sırasında senkronize olarak çalışan iki el düzenini ortaya koyarken günlük hayatın problemlerini akla getirmek bir hayli zor olacaktır.
    Kısaca, gitar eğitimini doğru zamanda ve doğru kişilerden almaya başlayan bir öğrencinin, kişisel gelişimine bir katkı sağlandığı açıktır.

  • Keman Nasıl Tutulur?

    Keman Nasıl Tutulur?

    Kemanı ideal tutuş sol elimize alarak yere paralel şekilde dik oturarak bileğimiz kemane dönük ve kemanı avuçlamadan, sağ elimizlede arşemizi alıp topuk kısmını çok eğmeden telimizin üstüne koyarak yere paralel ve yayıda çok bastırmadan çekme pozisyonunda çalmaya başlayabiliriz.

  • Piyanoda Başarıyı Etkileyen Diğer Faktörler

    Piyanoda Başarıyı Etkileyen Diğer Faktörler

    Piyano, başlı başına bir kültürü temsil eder. Çalgının mobilya olarak kullanılması bile, ortamın atmosferini değiştirmeye yeter. İnsanları başına toplayabilen bir ağırlığı ve sıcaklığı vardır. Bu nedenle, sosyal ortamınızın önemli bir parçası olmasına özen gösterebilirsiniz. Bebeğiniz, ilk aylarından itibaren onu “eğlenceli bir oyuncak” olarak görmelidir, tabi ki kapağını parmaklarına düşürmemesi ve kendine zarar vermemesi için önlemleri almalısınız. Daha büyük çocuğunuz için, hem kendini ifade etme yolu, hem duygusal bir yardımcı, hem de onu sosyal ortamda farklı kılabilecek bir önemi vardır. Ergenlik ve gençlik dönemlerinde, kendi başına kalıp iç dünyasına dönebileceği, ya da aksine, zorlandığı sosyal ilişkilerinde kendisini kabul ettirebileceği bir dostu olabilir. Evli ve çocuklu bir hanım, işin ve çocukların getirdiği yükten biraz uzaklaşabilmek için, kendini piyanosunun başına atmaya istekli olabilir.

    Bu nedenlerle, ev ortamınızı, eğer varsa bebeğinizi de içine alarak, piyanonun varlığına göre yeniden tasarlayın. Onu, pozitif etkiler yayan, başına aile bireylerini toplayan bir dost olarak görmelisiniz; en son istediğimiz şey, “gene piyano dersim var” diye söylenen çocuklara sahip olmaktır. Eğer bu tarz negatif etkileşimleri hissediyorsanız, çocuğunuzun piyano eğitiminde yanlış giden birşeyler olduğundan emin olun ve gerekirse bu konuyu öğretmenine açın. “Çocuğunuz yeteneksiz” ya da “yeterince çalışmıyor” gibi klişe açıklamalardan tatmin olmayın, sorun pek çok yerde olabilir, araştırın.

    2. Sizin ya da başka bir aile büyüğünün piyanoya ilgi gösteriyor olması, çocuklarınızı olumlu yönde etkileyecektir. Büyüklerin takdirini kazanmak ve onların yaptıklarını yapmak, küçükler için çok tatmin edicidir. Kendiniz çalamıyorsanız bile, ortamda piyano müziğine yer verin, olanaklarınız varsa, konserleri izleyin, evde seyredin. Bunları yaparken, çocuğunuza “gel sen de seyret” ya da “kızım biraz da sen dinle” gibi emredici olmayın. Bunu sizin ve eşinizin severek yaptığını gören çocuk, dolaylı yoldan zaten etkilenecektir. (Burada, daha iyi açıklaması için, Suzuki’nin keman eğitiminde gerçekleştirdiği mucizevi anlayışa bir göz atalım. Üç yaşındaki çocuğa, onun yaşına uygun minyatür bir keman alınır. Anne, öğretmenin yanına düzenli olarak gider, çocuğunu da yanında götürür. Çocuğun ders alacağından haberi yoktur ve ona hiçbir şey söylenmemiştir. Anne ve öğretmen derse başlarlar, anne, çocuğun minik kemanında çalmaktadır, sürekli eğlenmekte ve çok hoş zaman geçirmektedirler. Birkaç ders böyle devam ettikten sonra çocuk, bu eğlenceli ortama katılmak ve onlarla “keman oynamak” isteyecektir. O duruma gelindiğinde annesi, bunun aslında zor olduğunu, iyi çalışması gerektiğini, öğretmenini iyi dinlemesini söyler ve yavaş yavaş aradan çekilerek, kemanı asıl sahibine verir. En azından başlangıç için, çok iyi bir motivasyon sağlanmıştır. Başarılı eğitim yöntemi, diğer adımlarda da motivasyonu önde tutarak sorunları aşmaya çalışacaktır)

     

  • Keman Çalmak Zor mudur?

    Keman Çalmak Zor mudur?

    Keman, perdesiz bir enstruman olduğu için diğer enstrumanlara oranla biraz daha zordur. Keman çalabilmek için iyi bir kulağa sahip olmak gerekir fakat kulağın iyi olmasıda yeterli değildir. Kişinin enstrumanını sevmesi enstrumanına zaman ayırması ve pratik zekası olmasıda önemli unsurlardır. Kemanı öğrenirken notanın kemanla birlikte paralel gitmesi ve dolayısıyla kemandaki hakimiyetin artmasıyla basit makamlar geçilebilir ve ilerleme tamamen kişinin çalışmasıyla ilgilidir.

  • Piyanoma Nasıl Bakmalıyım?

    Piyanoma Nasıl Bakmalıyım?

    Piyanoların ömrü kısa değildir. İyi bakıldığında ortalama bir piyano bile, birkaç kuşak dayanabilir, ömrü on yıllarla ifade edilebilir. Bunun için en yakın danışmanınız, öğretmeniniz ve düzenli olarak çağıracağınız akordörünüzdür. Ancak burada yeri gelmişken, birkaç önemli noktayı belirtelim:

    1. Piyanoyu alırken, güvenilir ve bu işte uzmanlaşmış firmalara gidin. Sorunsuz biçimde size ulaştırılmasını sağladıktan sonra, evde, sıcaklık ve nem değişimlerinin çok olmadığı uygun bir yere piyanonun yerleştirilmesini sağlayın. Eğer piyanoyu ikinci el olarak almışsanız, taşımacıların bu işin profesyoneli olmasını tercih edin. Taşınırken düşen ya da hırpalanan bir piyano, kalitesinden çok şey kaybedebilir.

    2. İlk akort, kısa sürede düşebilir. Bu, akordörün ya da galerinin hatası değildir; piyanonun kalitesizliğini de göstermez. Sadece, çalgının çok ince ayarlanması gereken tellerinin, henüz yerlerine alışamadıklarını gösterir. İlk dönemlerde piyano akordunuzu yılda üç-dört defa, olanaklarınız elvermiyorsa en az iki defa yaptırın. Birkaç yıl sonra “alışan” piyano, daha uzun süre akortlu kalmaya başlayacaktır.

    3. Sıcaklık ve nem değişimleri önemli olduğu için, kalorifer, doğrudan güneş ya da çok soğuk bir duvar çalgınız için ideal bir ortamın oluşmasını engelleyebilir. Yeri akordörünüze de danışabilirsiniz.

    4. Piyanoyu olanaklarınız elverdiği ölçüde yerinde tutun. Her taşınma ve yer değişimi, bir risk oluşturur. Ancak gene de taşınmanız gerekecektir, bu durumda profesyonel piyano taşıyıcılarını arayabilirsiniz. Taşımanın garantili ve sigortalı olmasını sorgulayın.

    5. Eskiden piyanoların içine, nem vermesi için su konması önerilirdi ancak bu artık çok da arzulanmamaktadır. Ortamda, sizin yaşamanız için sağlanacak olan ideal sıcaklık ve nem, piyanonuza da iyi gelecektir. Kaloriferler yandığında boğazınızın kurumaması için yaptıklarınız, piyanonuz için de yardımcı olacaktır.

    6. Piyanonuz eskidikçe, düzenli akordun yanı sıra, bazı mekanik müdahaleler ve iyileştirmeler de gerekecektir. Masraftan kaçınmayın, güvendiğiniz akordörünüze danışın. Bu sayede piyanonuz, on yıllar boyunca ailenize hizmet edecek ve yaptığınız yatırımları size fazlasıyla geri ödeyecektir.

  • Kemanda Nota Nasıl Basılır?

    Kemanda Nota Nasıl Basılır?

    Keman, perdesiz bir enstruman olduğu için diğer enstrumanlara oranla biraz daha zordur. Açık perde yay çektiğinizde çıkan ses türk müziğine göre üst tel do, 1. Parmak re, 2. Parmak mi, 3. Parmak fa olacaktır. Batı müziğinde sol re la mi akoruna göre 1. Parmakla çıkardığımız re sesi oradada la sesine karşılık gelmektedir.

  • Piyano Çalışması İçin Ne Kadar Zaman Gerekir?

    Piyano Çalışması İçin Ne Kadar Zaman Gerekir?

    Bu, yanıtlanması gerçekten çok zor olan bir sorudur çünkü bireysel farklılıklar bu eğitimde önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca öğrencinin düzeyi, öğretmenin metodolojisi, aile ortamının uygunluğu, çocuğun ders programı ve diğer aktiviteleri gibi birçok değişken, bu sorunun yanıtını etkileyebilir. Ancak kabaca, günlük çalışmanın çalgı eğitiminde çok önemli olduğu söylenmelidir. Piyano öğrenmenin kolay bir yolu yoktur. Çocuğunuzun ve sizin, bu eğitimde amaca ulaşabilmek için özveride bulunmanız gerektiği hep aklınızda bulunmalıdır. 

  • Keman

    Keman

    Keman ailesi, yüzyılımıza dek geçen süreçte, viyola, viyolonsel ve kontrbasla birlikte gerek imalatında gerekse icrasında olgunluğa erişmiştir. 18.yüzyılda “yaylı çalgılar dörtlüsü ve senfoni orkestraları”nın kurulmasıyla da klasik Batı Müziğinin dinamoları arasında yerini almıştır. Keman enstrümanı, 1644 1737 yılları arasında yaşayan ve “Amati Ailesi”nin son temsilcisi Nicolo Amati’nin çırağı “Antonio Stradivarius”un dehasıyla organolojisini zirveye taşıdı, onun imal ettiği kemanlar ve bu kemanlardan çıkan sihirli seslerin sır olarak nitelendirilebilecek özellikleri,bugün hala daha, ses fizikçileri ve luthierler için başlı başına birer bilimsel araştırma konusu olarak çözümler aramaktadır.

    Keman deyince akla gelen isimlerin başında kuşkusuz italyan virtüöz “Niccolo Paganini “ gelir. 1782 1840 yılları arasında yaşayan Paganini keman icrasını o kadar üst düzeye çıkartmıştır ki “şeytanla gizli bir ilişki kurmuş bir müzisyen olarak” ün salmıştır. Paganini,daha çok keman soloları bestelemiş, bu besteler daha sonraki dönemlerde de pek çok besteci ve keman icracısı tarafından tema seçilerek “çeşitlemeler” olarak uyarlanmış ve icra edilmiştir (örneğin, 24.caprices, Sergey Rahmaninof tarafından piyanoya uyarlanmıştır ).

    “Albert Lavignac”(1846-1916 Fransız müzikolog Pedagog), keman enstrümanının orijini olarak Türklerin Oğuz kemençesini işaret etmektedir. Avrupa’da keman, biçimsel olarak bugünki morfolojisini “Viyol”(kemane) adı verilen enstrümanlardan almıştır. Kemana benzeyen en yakın örneğe, 16.yüzyılda kuzey İtalya’da rastlanmakla birlikte “Rebec” ,“Lira da braccio”(veya lyra da braccio) ,“viola d’amore” gibi viyollerin asıl kemana esin kaynağı olduğu da düşünülmektedir. Rebec(Rebek), yere yatay olarak tutularak yayla çalınan ve yuvarlak tekneli bir viyol (kemane) idi. “Kit” ise rebekten esinlenirek yapılmış daha ince hatlı bir kemaneydi. Burada “Rebab” ile rebek arasındaki kelime benzerliği de dikkat çekicidir. Ayrıca, viola d’amore gibi kimi viyollerde 7 melodi teli haricinde “7 ahenk teli” olması da ilginç noktalardan biridir. Bu ahenk telleri, esas melodi tellerinden kaynaklanan ses dalgaları ile titreşerek “armonik” sesler üretirler. Bu nedenle bu tellere armoniğin eşanlamlısı olan “uyum” anlamında “ahenk” teli ismi verilmiştir. Viola d’amour dilimize “Sinekeman” olarak çevrilmiş olup Türk Müziğinde de kullanılmıştır. Günümüzde nadiren rastlansa de kimi icracılar tarafından hala kullanılmaktadır.
    Çağımızdaki şekliyle keman, 4 telli (Batı müziğine göre kemanda açık tellerin akordu: sol: 4.tel re: 3.tel la: 2.tel mi:1.tel ), perdesiz ve yaylı bir enstrüman olup “arşe” adı verilen yay ile çalınır. Genel olarak arşeye, hakiki at kılı veya naylon türevi kıllar gerilmektedir. İcraya başlamadan önce, tellerin titreşmesini sağlayacak sürtünmeyi sağlamak için arşe kıllarına “reçine” sürülür.

  • Piyano Ders Saatleri Nasıl Ayarlanmalı

    Piyano Ders Saatleri Nasıl Ayarlanmalı

    Eğer bir kursa gitmeye karar verdiyseniz, büyük olasılıkla standart ders saatlerine uymak zorunda kalacaksınız. Bu, okuldaki ders saatlerine benzeyebilir ve 50 dakika olabilir. Standart ders saatinde yanlış birşey yoktur ancak bu çocuğunuza ya da size çok uzun ya da çok kısa geliyorsa, öğretmeninize bunu danışabilirsiniz.

    Özel derslerde durum daha esnektir. 4-6 yaş grubu, daha kısa ancak daha sık ders yapabilir, yani 40 dakika ve haftada iki ya da üç ders gibi. Piyanodaki düzeyiniz ilerlemişse, konsantrasyon sorununuz yoksa, öğretmeninizle birkaç saati bulan çalışmalar da yapabilirsiniz. Bu konuda esnek olun ve öğretmeninizin yönlendirmelerine güvenin. Öğretmeniniz kendi programı dolayısıyla standart ders saatleri uygulamak zorundaysa da, bunun yanlış birşey olduğunu düşünmeyin. Pek çok öğretmen daha programlı olabilmek için bunu yapar. Eğer size yeterli gelmiyorsa, ek ders isteyebilir ya da kendi çalışmalarınızı daha uzun tutabilirsiniz.
    Günümüzde çocuklar çok yoğun olduklarından ve gerek kendi tercihleriyle gerek de anne-baba zorlamasıyla bir çok aktiviteyi bir arada götürdüklerinden dolayı, onların zamanlarını doğru biçimde programlamalarına yardımcı olmalısınız. Eğilimlerinin şekillenmeye başladığı dönemlerde birkaç aktiviteyi denemeleri doğru olabilir ancak bunlar hakkında yeterli fikre sahip olduğunda, bu aktivitelerin sayısını azaltın ve eğer olasıysa, birbirlerine yakın ve destekleyici aktiviteler seçin. Çocuklar zaten okul, sınav gibi pek çok stres kaynağına sahiplerken, geri kalan zamanlarında onlara yarar sağlayacak ve psikolojik destek olabilecek aktivitelerin, başlı başına birer sorun kaynağı haline gelmesine izin vermeyin.

  • Kemanın Bölümleri Nelerdir?

    Kemanın Bölümleri Nelerdir?

    1) ÖN KAPAK (göğüs): İmalatında Ladin veya çam ağacı tercih edilir. Göğüs üzerinde, sağlı sollu birbirine simetrik 2 adet “ses deliği” yer alır (Bu deliklerin şekli el yazısı ile küçük f harfini andırır). Göğsün altına, uzunlamasına “bas balkon” adı verilen çubuk yapıştırılarak, hem sesin göğüs üzerindeki yayılımı hem de tel geriliminden kaynaklanan yüklemeye karşı ek mukavemet sağlanır. Yine, tel gerilimlerinden kaynaklanan yüklemeye karşı göğüsün hafif kavisli bir yapısı vardır. Göğüs cilasının kemanın ses karakteristikleri üzerinde önemli etkisi vardır.

    2) ARKA KAPAK: Akçaağaç (kelebek) ağacı tercih edilir. Cilası da ses karakteristikleri üzerinde önem arz eder.

    3) YANLIK: Ön kapakla arka kapak arasındaki yanal bölümdür. Göğüs, arka kapak ve yanlıklar, takozlarla desteklenerek birbirlerine yapıştırılırlar. Göğüs, arka kapak ve yanlıklara bir bütün olarak “Gövde” de denir.

    4) SAP, SALYANGOZ, BURGU DELİKLERİ, BURGULAR, PERDELİK (KLAVYE
    ): Sapın üzerinde tellere parmakla basılarak seslerin elde edildiği siyah abanoz klavye vardır. Klavye bölümünün bitiminde hafif bir kıvrımsal eğimle burgu delikleri ve 4 adet siyah abanoz akort burguları yer alır. Burguların ötesinde, en uçta ise yanal görünümünün salyangozu andırması sebebiyle salyangoz olarak adlandırılan helezonik hatlı sap ucu yer alır.

    5) EŞİK, CAN DİREĞİ, KUYRUK: Gövdenin içine, köprünün hemen hemen altına, kapaklar arası ses titreşimlerinin iletimini sağlamak için “Can direği” takılır. Eşik ise, telleri yükselten ve düzgün bir şekilde sapa ulaşmasını sağlayan köprüdür. Eşiğin arka tarafında, tellerin bağlanmasını sağlayan ve üzerinde ekseriyetle hassas akort ayarı yapmaya yarayan “fiks” denilen metal aksamların bulunduğu “kuyruk” bölümü bulunur. Kuyruğun abanoz ağacından olması tercih edilir. Kuyruk, ”düğme” denilen bölüm vasıtasıyla kemanın arkasında sabitlenir.

    6)TELLER VE ARŞE: Arşe, kemanın tellerinden ses çıkmasını sağlayan, at kılları ve benzeri malzemelerin gerilmiş olduğu yaydır. Çıta, Topuk, Vida, Burun ve kıllar olamak üzere esas 5 bölümlüdür. Vida çevrildiğinde topuğun hareket etmesiyle üzerindeki kıllar gerilir. Sürtünme yaratılarak tellerin titreştirilebilmesi için arşeye yapışkan “reçine” sürülür. Keman icrasında yay teknikleri çok büyük önem arz etmektedir. Keman telleri ise bir ucu kuyruğa bir ucuda saptaki burgulara bağlanan metal aparatlardır. Sesin oluşma mekanizmasındaki birincil kaynaktır. Burgular çevrilerek akort yapılır. Hassas akort için kuyrukdaki fikslerden yararlanılır. Eski kemanlarda “ahenk telleri”ne de rastlanmaktadır. Bu teller, esas melodi tellerinin altında olup, bu esas tellerin oluşturduğu seslerin etkisiyle titreşip, ürettikleri “armonikler”le genel sesi zenginleştiren tellerdir. Batı müziğinde “Violo d’amore” olarak adlandırılan ahenk telli kemanlara Türk Musikisinde “sine keman” adı verilmiştir (Aşkın kemanı anlamında Violin d’amore, İngilizce Love Violin).

    7)ÇENELİK: Çenenin altına gelecek şekilde kemana monte edilerek kemanı tutuş ve kavrayışta kolaylık sağlar. Kemana haricen monte edildiği için kemanın bütünsel yapısı içerisinde yer almaz.

  • Ne Tip Bir Piyano Almalıyım?

    Ne Tip Bir Piyano Almalıyım?

    Piyanoları kabaca üç grupta toplayabiliriz:

    1. Grand (Kuyruklu / Konser) Piyanolar: tellerin yatay durduğu, kanat şekilli, sıklıkla konser salonlarında gördüğünüz piyanolardır. Kaliteleri yüksektir, ancak aynı ölçüde pahalıdırlar. Ses kapasiteleri çok geniş, müzikal yeterlilikleri fazla, mekanizmaları hassastır. Bununla beraber, apartman dairesinde oturuyorsanız, gerek yüksek volümü, gerek taşınma zorluğu, gerek de kapladığı yer açısından pratik değildir. Eğer maddi imkanlarınız elveriyorsa ve müstakil bir evde oturuyorsanız, doğal olarak en ideal seçenek bir grand piyano almak, ona iyi bakmak ve birkaç kuşak boyunca ailenizin müzikal ihtiyaçlarını karşılamaktır.

    2. Konsol (Duvar / Dik) Piyano: tellerin dik durduğu, grand piyanoların kanat biçimi yerine, bir duvara yaslanabilecek şekle sahip piyanolardır. Ses kapasiteleri grand piyanolara göre daha kısıtlı olsa da, ev ortamı için çok yeterlidir. Hatta, iyi kalite bir konsol piyano, düşük kaliteli grand piyanodan daha iddialı bile olabilir. Geniş bir fiyat aralığı içerisinde, oldukça makul fiyatlardan başlayıp, kalite ve özelliklerine göre çok yükseklere çıkabilirler. Orta boy bir odaya sığabilirler, ses kesici özellikleriyle gece çalışmaya izin verirler, iyi bir bakımla birkaç kuşak dayanırlar. En çok satılan piyano tipidir.

    3. Dijital Piyano: Tuşa basıldığında, önceden kaydedilmiş sentetik dijital sesleri veren elektronik çalgılardır. Son yıllarda kalite olarak çok ilerlemiş modelleri vardır. Tellere ve karmaşık mekanizmaya ihtiyaç duymazlar; elektronikte yaşanan devrim sonucu, fiyatları da oldukça makuldür. Akort istememeleri, kayıt yapabilmeleri başlıca avantajlarıdır. Özellikle piyanonun çalışma mekanizmasını taklit eden modeller, daha başarılıdırlar. Ancak burada, işin özüne inildiğinde çok önemli bir dezavantaja sahiptirler ki bu, anne-babaların, özellikle bu çalgıya yeni başlayacak çocukları için dikkate almaları gereken bir durumdur:

    Piyano, mekanik bir çalgıdır, tuşlara basılmasıyla harekete geçen kapsamlı bir mekanizmanın ucundaki çekicin, tellere vurmasıyla ses verir. Bu çalgıyla yakınlaşma fırsatı bulamamış pek çok kişi, tuşa basıldığında çıkan sesin sabit ve hep aynı kalitede olduğu yönünde yanlış bir fikre sahiptir. Ne ki, tüm akustik çalgılarda olduğu gibi, piyanodan da iyi ses elde etmek (buna genelde “ton kalitesi” deriz) apayrı bir ustalıktır ve yıllar süren teknik ve estetik gelişimin ardından oturur. Sentetik ses veren dijital bir çalgı, özellikle yeni başlayan öğrencinin, bu kaliteden haberdar olmamasına yol açar ki, gerçek bir piyano eğitiminin en önemli unsurlarından birisi ortadan kalkmış demektir. (Burada, dijital piyanonun tuş hassasiyetini, yani hafif basınca hafif, güçlü basınca güçlü çalma özelliğini kastetmiyoruz. Dijital piyanolar, bu özelliği çok uzun yıllardır başarabiliyorlar. Esas vurgulamak istediğimiz, çıkan sesin estetik kalitesidir ki bu, her müzisyen için çok önemlidir.) Dolayısıyla, dijital piyano alırken, içinde bulunduğunuz durumu iyi tartmalısınız. Eğer, bu dezavantajın farkında ve yıllardır piyano dersi alan birisiyseniz, bu, sizin için çok sorun olmayabilir. Benzer şekilde, bir bestecilik öğrencisi de, geceleri kulaklık takarak bu çalgıda çok başarılı çalışmalar yapabilir. Ancak, en temel estetik değerleri daha ilk dersten uygulaması gereken bir çocuk için, dijital piyano, kanımca, piyanoya başlamak için uygun bir ortam değildir.

    Yukarıdaki açıklamalardan anlayabileceğiniz üzere, eğer çok geniş maddi imkanlara sahip değilseniz ya da dijital piyanolar size uygun değilse, bir akustik duvar piyanosunun her zaman en iyi çözüm olduğunu savunabiliriz. Burada da, size yardımcı olabilecek birkaç öneride bulunalım:

    1. Piyanolarda genellikle üç pedal, standart olarak bulunur. Bu pedallardan sağdaki ve soldaki her piyanoda sabittir ancak, alacağınız piyano, ortadaki pedalda farklılıklar gösterebilir. Bu pedal, büyük çoğunlukla, geceleri çalışmak için sesi boğan bir mekanizmaya sahiptir ve apartmanlarda oturan kimseler için oldukça faydalıdır. Nadiren karşınıza iki pedallı modeller çıkabilir, bunlardan kaçınmanız sizin için daha mantıklıdır. Ortadaki pedalın çalıştırdığı sistem, çekiçlerle teller arasına bir perde indirmekten ibarettir ve oldukça ucuzdur, dolayısıyla size ek bir maliyet getirmez. Ancak, bazı piyanolarda, ortadaki pedalın işleyişi çok farklıdır, lütfen buna dikkat ediniz. Özellikle Amerikan piyanolarının bazı modelleri, oldukça karmaşık, aynı ölçüde mantıklı ancak nedense piyanistler tarafından çok da kabul görmemiş bir sostenuto pedalına sahiptir. Bu pedal, bazı seslerin, sağdaki pedaldan bağımsız olarak uzatılmasına yarar ve özellikle amatör bir müzisyenin hayatında buna benzer durumlar çok nadir bulunur. Hatta, bazı piyano markaları ve ünlü piyanist / besteciler bile, bu pedalı tamamen görmezden gelmiştir. Son derece mantıklı bir gereksinime yönelik tasarlanmasına rağmen sostenuto, nedense çok kabul görmemiştir ve piyanonuzun maliyetini arttırabilir. Profesyonel olarak bu işle ilgilenenler ya da düzeyi çok ilerlemiş amatörlerden değilseniz, sostenuto yerine standart gece çalışma pedalını tercih etmenizi öneriririm. (Pedallar ile ilgili tüm detaylar ve bunların çok ilginç tarihsel gelişimi için bakınız: Buğra Gültek, Piyano: Bir Çalgının Biyografisi, Epilog yayıncılık, Ankara, 2007)

    2. Piyano dersinin başarılı geçmesi için, piyanonun yüksek kaliteli ve pahalı olması gerekliliği yoktur. Doğal olarak, daha iyi bir ürüne yatırım yapmanın size kalite, dayanıklılık, işitsel tatmin ve ikinci el değerinin yüksek olması gibi avantajları varken, bunu bir zorunluluk olarak görmeniz gerekmemektedir. Mekanik durumu iyi ve akordu yapılmış her piyanoda başarıyla ders yapılabilir. Maddi durumunuz elvermiyorsa, düşük maliyetli bir piyano da alabilir, buna iyi bakmak şartıyla uzun yıllar kullanabilirsiniz.

    3. Sık sorulan sorulardan birisi, ikinci el piyano satın almakla ilgilidir. Bu, gerçekten riskli bir durumdur çünkü piyanonun mekanik durumu ve detayları, bir bakışta kendini çok iyi gösteremeyebilir. İşin profesyoneli değilseniz, ya da söz konusu çalgı, geçmişini bildiğiniz bir yakınınızın çalgısı değilse, uzman bir akordöre başvurup çalgıyı inceletmelisiniz. Akordör, size en doğru analizi yapacaktır.

    4. Son yıllarda Çin üretiminin artması, piyano endüstrisinde de kaymalara yol açmıştır. Bazı önemli markaların pazarlarını kaybetmesi ya da endüstrinin şekil değiştirmesi gibi bizi doğrudan ilgilendirmeyen konuları geçerek, bardağın dolu tarafını görebiliriz. Çin’de süratle gelişen piyano üretimi, daha ucuz ve kalite olarak bir öğrencinin tüm gereksinimlerini rahatlıkla karşılayacak çalgıların piyasaya girmesine olanak sağlamıştır. Ayrıca, isim yapmış Japon ve Avrupa firmaları da, alt modellerini, kendi kontrolleri ve lisansları altında Çin’de üretebilmektedirler. Dolayısıyla, Çin piyanosu dendiğinde hemen kötü düşünmek doğru değildir; yüksek kalite aramıyorsanız, öğretmeninize ya da güvendiğiniz bir akordöre / piyano galerisine danışarak, sizin için uygun bir çalgı seçebilirsiniz.

    5. Alacağınız piyanoya karar verdikten sonra, satıcıyla belirli noktaları açıklığa kavuşturun. Fiyata ilk akordun, taşımanın ve bazen de taburenin dahil olması neredeyse standarttır. Bu konuda bir eksiklik görüyorsanız uyarın. Tabureler çok önemlidir, özellikle çocuğunuz küçükse, bu taburenin ayarlı ancak dikdörtgen olmasında ısrar edin. Ayarsız tabureler, çocuğunuzun boyuna göre değil, yetişkinlere göre tasarlanmışlardır ve aslında yetişkinler bile, farklı ebatlarda oldukları için, ayarlı taburelere gereksinim duyabilirler. Ayarlı tabure eğer yuvarlaksa ve kendiliğinden dönebiliyorsa (aslında bunlar başka çalgılar için tasarlanmışlardır), küçük çocuğunuzun bu tabure üstünde, gerek derste gerek de kendi çalışmaları sırasında sürekli dönmesini engellemeniz çok zordur ki bu da bedensel stabiliteyi etkileyerek dikkati dağıtır. İlk akort yapıldıktan sonra da aklınızda tutmanız gereken şey, akordun bir defa yapılıp bir yıl sizi bu işten kurtaracak garantili bir sistem olmadığıdır. Piyanoların akordu sıklıkla bozulur, özellikle de uzak bir ülkede üretilmiş, orada bir süre beklemiş, sorunlu kara ve deniz taşımacılığı sırasında hırpalanmış, gümrüklerde beklemiş ve sizin aldığınız galeride de altı ay geçirmiş zavallı bir piyanonun iki yüzden fazla metal telinin, bir anda forma girmesini bekleyemezsiniz. İlk akort kısa sürede düşebilir ve dikkatli bir öğretmen sizden akordu yeniden yaptırmanızı isteyebilir. Bu akort, olasılıkla, galerinin garantisi kapsamına girmeyecektir. 

  • Keman Alırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

    Keman Alırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

    1) Doğru kalıp seçimi: Kemana başlayacak kişinin yaş, kol, parmak v.b. uzunlukları göz önünde bulundurarak keman seçilmelidir. Küçükden büyüğe “ÇEYREK (1/4)”, “YARIM (2/4)”, “3 ÇEYREK (3/4)”, “TAM (4/4)” şeklinde 4 farklı kalıp keman vardır. Keman derslerine başlayan çocukların bedensel gelişimlerine paralel olarak daha büyük kalıpta kemana geçiş yapmaları gerekir. Gençler ve yetişkinlerde ise istisnai bir minyon yapılılık sözkonusu değilse tam kalıp keman seçimi uygundur.

    2) Seri İmalat Keman Seçimi: Kaba tesviyeyle süratli bir şekilde üretilen “seri imalat” kemanlar ucuz olması nedeniyle rağbet görmektedir. Üstelik kabı, reçinesi, çeneliği ve arşeleriyle birlikte takım halinde ucuz bir fiyata satılmaktadır. Bu kemanlar daha çok Çin ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerde üretilmektedir. Seri imalat kemanlar,keman eğitimine başlamak için uygun olabilir. Ancak, mutlaka, keman eğitmeninin denetim ve onayı altında satın alınmalıdır. Keman eğitmeninin beğenmediği kemanları iade edebileceğiniz müzik mağazaları seçmenizde fayda vardır.

    3) Lutiye (Luthier:enstrüman ustası) Keman Seçimi: Sesin karakteristik özellikleri (rezonans süresi, tınısı ve volümü) dikkate alınmalıdır. Estetik, statik ve ses özellikleri bir arada değerlendirilmelidir. Satın almadan önce farklı ustaların kemanları ücret ve diğer şartlar açısından kıyaslanmalıdır.

ÜST