1Tel: 0 (232) 375 44 42 - 0 (506) 027 89 50 

Bize "Erzene Mahallesi 114 Sokak 6/A Bornova - İzmir" adresinden ulaşarak misafirimiz olabilirsiniz.

ÇALIŞMA SAATLERİMİZ

Ptesi - Ctesi : 10:00 - 20:00
Pazar: 10.00 - 19.00
Ücretsiz sanat danışmanlığı hizmetimiz için lütfen randevu alınız.

PAROLANIZI MI UNUTTUNUZ?

*

Flütün Tarihçesi nasıldır?

Flütler tüm müzik aletleri içerisinde en eski ve geniş alana yayılabilmiş çalgılar arasındadır. Günümüzden yirmi bin yıl önce insanlar içi boş kemiklere, boynuzlara ve bambu kamışlarına üfleyerek ses elde etmişler ve bu çalgılarda birçok değişiklik yapmışlardır. Böylece çalgının gelişiminde büyük yol kat edilmiş ve bugünkü seviyesine ulaşılmıştır.

Tarih öncesi dönemlerde kemik, boynuz, fildişi, maden ve abanoz ağaçlarından yararlanarak insanların ses ürettikleri ilkel flütlere rastlanmaktadır. Japon, Çin, Hint, Mısır ve Eski Yunan’a kadar uzanan bu çalgı değişik büyüklüklerde yatay ve dikey olarak yapılmıştır.

İlk insanlar içi boş kemiklere, hayvan boynuzlarına, ağaç parçalarına ve bambu kamışlarına üfleyerek bu çalgının ilk örneklerini ortaya çıkarmışlardır. Farklı parçaları toplayıp birleştirerek, farklı sesler elde etmek için delikler açıp, bunların sesleri nasıl değiştirdiğini bulmuşlar ve günümüz flütünün ilk temellerini atmışlardır. Ağaç üflemeli çalgılar insanlık tarihiyle aynı paralelde binlerce yılı geride bırakarak, teknik gelişimini sağlamış günümüzde müzik eğitiminde ve müzik sanatında gerçek yerini almıştır. Bugün dünyanın her yerinde toplumların duygu, düşünce ve heyecanlarının ifade araçlarından en önde gelenleridir. 1800’lü yılların flüt çalgısı açısından önemi çok büyüktür. Çalgının delik sayısı bu dönemde sekize çıkarılmıştır. Alman flüt virtüözü ve çalgı yapımcısı olan Teobald Boehm (1794-1881) flüte bugünkü mekanizmasını kazandırmış ve çalgının daha yüksek bir tona sahip olmasını sağlamış ayrıca çalıcının daha kolay ve hızlı çalabilme ihtiyacını karşılamıştır. Alman flütçü Boehm çalgıyı daha kolay çalınabilir hale getirip flüt tonunu yükselterek ses kalitesini arttırmayı hedeflemiş, 1846-1847 yılları arasında yeni bir mekanizma ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma sonucunda başlık, gövde ve kuyruk olmak üzere üç bölümden oluşan çalgının yeni halinde ağızlığı kalkık olan başlık kısmı, ana perdelerin bulunduğu orta kısım ve sağ elin küçük parmağı için perdelerin bulunduğu kuyruk kısmı bulunmaktadır. Boehm’in kendi adıyla da anılan bugünkü modern mekanizma ile ses kalitesi artmış, kromatik notaların çalınışı daha kolay hale gelmiş ve tüm sesler aynı düzeyde tutularak güzel bir ton ortaya çıkmıştır. Flüt ülkemize ilk kez 1826 yılında Nizam-ı Cedit Bando Takımıyla girmiştir. 1831 yılında kurulan Müzika-i Hümayun’un başına getirilen İtalyan flütçü Guseppe Donizetti ve flütçü Ahmet Necip Paşa değerli öğrenciler yetiştirerek ülkemizde bu çalgının gelişimi için ilk temelleri atmışlardır. 1908’de Meşrutiyetin ilanıyla, mi bemol flüt, fifre, re bemol flüt, piccolo gibi flüt çeşitleri bando ve orkestrada kullanılmaya başlanmıştır. Musiki Muallim Mektebi 1929 yılında altı yıllık eğitim ile flüt bölümünden Neşet Bey’i, 1932’de Hasan Torganlı’yı ve 1936’da Basri Himmetzede’yi mezun etmiştir. 1936 yılında kurulan Ankara Devlet Konservatuarı’nı bitiren flütçüler ise yurt içinde ve dışında yayılarak ülkemiz adına birçok hizmet vermişlerdir.

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
Yorumlarınız yönetici tarafından değerlendirilecek.
hizmet koşulları.
  • Henüz hiç yorum yok
ÜST